Page 33 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 33
Teveccüh Sohbetleri 29
Allah'ın varlığına inanacak, Allah'ın birliğine inanacak, Allah noksan sıfatlardan beridir.
Bilinen, bilinmeyen, akla gelen her şey ne olursa olsun bunlar hepsi mahlûktur, Allah
halk etmiştir; Allah bunlara benzemez ve Allah mekânlara da sığmaz, değil mi?
Nerede, Allah yerde mi, gökte mi, nerede? Allah mekânlara sığmaz, her yerde. Ama
her yerde de hazır. Hâzır ve nâzır, mekânlara da sığmaz.
Allah'a böyle inanmak varsa işte bu şeriatı, tarikatı, hakikati, marifeti Cenabı Hak
insanlara bahşetmiş. İşte onun için bu zamanımızda, bak!
Mürşidi olanların gayet yolu asanmış
buyuruyor. Kim bunu buyuruyor? Niyazi Mısrî Hazretleri, evet, bir kelamı kibarda:
Dünyaya geldim gitmeye
İlm ile hilm'e yetmeye
Aşk ile can seyretmeye
Öyleyse bu dünyaya, ilim ve hilim sahibi olmak için, geldik gitmeye.
İlimden maksat Allah'ı bilmektir, Allah'a itaat etmektir.
Hilimden maksat da güzelleşmek. Kim rabbısını bildiyse, rabbısına itaat ettiyse o güzel
oldu.
Bu güzellik nedir? Bu güzellikle bir defa kendisini hayvanî sıfattan kurtardı. Hayvanî
sıfattan kurtulduysa, ateşten-nardan da kurtuldu.
Ama bak! “Aşk ile can seyretmeye” bu tasavvufa aittir. Bu aşk ile can seyretmeyi,
ancak tasavvuf ehli bilir ve tasavvuf ehli bunu elde eder. Onun hakkıdır, bu onun
nimetidir. Onun için işte buyuruyor ki:
Mürşit gerektir bildire hakkı sana hakkel yakin
Mürşidi olanların gayet yolu asanmış
Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş
Bak! Şimdi burada güman ne? İman var, güman var değil mi?
İman; vardır diye hüküm vermek, olur diye hüküm vermek.
Güman ne? Olur mu, olmaz mı, tereddüt, şüphe, var mıdır, yok mudur, yine tereddüt,
şüphe değil mi? Onun için demek ki burada:
Mürşit gerektir bildire hakkı sana hakkel yakin
O zaman demek ki insanlar Allah'ı üç türlü biliyorlar: İlmel yakîn biliyorlar, aynel yakîn
biliyorlar, hakkel yakîn biliyorlar.
İlmel yakîn bilen, âlimler.

