Page 285 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 285
Teveccüh Sohbetleri 283
Evet, efendiler Allah’a şükür işte burada bizim bu amelimizde bu nimetlere insan vasıl
oluyor.
Gelin ey yâr-ı sâdıklar
Bu meydân-ı muhabbettir
Bütün cem olsun âşıklar
Bu meydân-ı muhabbettir
Pirimiz Sami Hazrettir
Bizim de pîrimiz Dede Paşa Hazretleri.
Gelin dergâha dervişler
Dervişler kim? Derviş de Allah için bütün her işini bırakmış da bir amel işleyen kişi.
Allah için dünyayı gönlünden çıkartmış. Sizler de dünyayı çıkarttınız ki geldiniz buraya.
Değil mi? Evet, hepiniz dervişsiniz. Ama tabii hepiniz derviş demekle, dervişler de bir
seviye olmaz.
Halk arasında dervişe, azıcık bir ibadet yapana, sofu olana diyorlar. Yalnız Yunus
Emre ne demiş? Dervişlik kıyafetle olmaz. Kürk ile post ile dervişlik olmaz. Şimdi
bakın!
Bizim Hâvace Abdülhâlik GücdüvânÎ Efendimiz Hazretleri’ne sormuşlar; bazen bize
de soruyorlar, ihvanlar sormuyor, ihvan olmayanlar soruyor.
—Niçin sarık bağlamıyorsun, niçin cübbe giyinmiyorsun?
Ben de ancak onlara diyorum ki kardeşim; Sarığı hoca bağlar. Cübbeyi hoca giyer. Ben
hoca değilim. Hoca değilim ki sarık bağlayayım. Derviş değilim ki cübbe giyineyim.
Ben utanıyorum. Hicap duyuyorum. Niçin? Bak, âşık böyle buyuruyor:
Sanır kim kendini bir âdem olmuş
Kıyâfet düzmek ile olmuş eşrâf
Kendini bir hoca kıyafetine sokmuş. Derviş kıyafetine sokmuş. Onlar zanneder ki
kendisi bir adam olmuş. Kıyafeti ile adam olmuş. Kıyafet ile insan derviş olmaz. Kürk
ile post ile derviş olmaz.
Derviş ancak Hak için gönlünden her şeyi atmış olacak. Onun için bak, kıyafeti ile
dervişe bürünmüş nasıl ki Reşahat kitabında yazar:
Dervişin bir tanesinin bir keşkülü bir de merkebi varmış. Başka da bir şeyi yokmuş.
Evi, malı yok, işi yok, parası yok geziyormuş. Geze geze bizim büyüklerimizden Hace-i
Ahrar, Ubeydullah Ahrar Hazretleri’nin ismini duymuş. Onu bir ziyaret edeyim demiş.
Ona giderken uğramış olduğu köylere sormuş, ‘Bu köy kimin?’ Hace-i Ahrar
Hazretleri’nin, ‘Bu kimin?’ hep sormuş. Hep Hace-i Ahrar Hazretleri’nin demişler. Bu
dervişin gönlü karışmış. Demiş ki:
—Böyle meşayih olmaz, şeyhliğini söylediler, ziyaretine gidiyorum ama gitmeme de
değmez, görüşmeme de değmez. Böyle meşayih mi olur, dünyayı zapt etmiş?

