Page 45 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 45

Teveccüh Sohbetleri                                                     41

          Çünkü Cenabı Hakk’ın emri: “İnnemel  a’mâli  binniyât: Kulum ben amellerini senin
          niyetine göre kabul edeceğim.”  buyuruyor. Cenabı Hakk’ın bize böyle bir emri varsa,
                                    5
          yeter ki biz bu ameli, bu boy abdestini iyi bir niyetle, sağlam halis bir niyetle, inanarak
          yapıyorsak hiç şüphe yok ki tamamen bütün günahlar affediliyor. Hatta mübarek şeyh
          Efendimiz: “Kul hakkı bile ödenir’ buyuruyor.”
          Halbuki zâhir ulema farklı diyor. Mesela hacca giden insanlar farz olan bir amele
          giderler. Fakat zâhir ulema der ki:
          —Hacca gidenin her günahı ödenir de kul hakkı ödenmez.

          Onlar da doğru tabii,  onlar da zâhir  şeriat memurları, onlar da yine Allah’ın emrini
          yapıyorlar.
          Sonra tarikatta kaza namazı emretmiyorlar. Bir zâhir ulema der ki: “Kazası olan, nafile
          ibadet kılamaz.”
          Bizde ise kaza namazı emretmiyorlar. Yani sen gitmişsin kırk yaşına, altmış yaşına, hiç
          namaz kılmamışsın, ders aldıktan sonra sana:
          —Git yirmi senelik, kırk senelik, altmış senelik kaza kıl, demiyorlar.
          Soruyorlar bazı yerlerde.

          —Kaza kılacağız mı, kılmayacağız mı?
          Kardeşim, siz ders alırken; boy  abdesti  tarif edildi aldınız, tevbe  namazını kıldınız.
          Peki, boy abdestini alırken, tevbe namazını kılarken hangi niyetle aldınız boy abdestini?

          Günahlarınızdan temizlenmeniz için değil mi? Evet.
          Günah isyandır. Cenabı Hakk’ın emirleri vardır, yasakları vardır. Yasaklarını işleyen de
          isyan etmiştir, günah işlemiştir, namazını kılmayan da, ibadetini yapmayan da günah
          işlemiştir. Çünkü o da Allah’a isyandır. Bir amirin iki tane memuru olsa memurun
          birine yap dese, yapmasa isyan  etmiştir. Birine de  yapma dese, yapsa,  o da isyan
          etmiştir. İsyan da müsavidir, fark etmez ki. Sen mesela bir babasın, iki tane oğlun var.
          Biri senin sözünü tutuyor, biri de tutmuyor veyahut ikisi de sözünü tutmuyor. Nasıl
          tutmuyorlar? Birisi, yap, dediğini yapmıyor; birisi de yapma dediğini yapıyor. İkisi de
          sözünü tutmuyorsa ikisi de isyan etmiş oluyor.
          Onun için burada, boy abdestiyle tamamen her bir kul hakkı da, kazası da gider, bizim
          tarikatımızda böyle. İnanan gelsin, inanan girsin, inanan yaşasın.
          İşte, yar-ı sadıktan mana ahdini tazeleyenler.
                 Bu meydân-ı muhabbettir

          Bu cemiyetlerde, bu topluluklarda, tarikat ameli işleniyorsa, tarikat sohbeti oluyorsa,
          meydan-ı muhabbet burasıdır. Buraya gelenler ne oluyor? Bunlar yar-ı sadık oluyor.
          Yar’dan mana Allah’tır, sadıktan mana Allah’a vermiş olduğu sözünü yerine getiren
          kimsedir.



          5  Sahih-i Muslim, İmaret 155, Ebu Davud Talak 11
   40   41   42   43   44   45   46   47   48   49   50