Page 48 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 48

44                                                           Gülden Bülbüllere

                  Bu meydân-ı muhabbettir
                  Bu bir ıyd-ı meserrettir
          Iyd, bayramdır. Yani teveccüh halkasını kurduğunuz zaman, teveccühe oturduğunuz
          zaman orası cennet bahçesi olur. Rıdvanlar, cennetin hizmetçileri de oraya gelir. Orada
          çok muhabbetler, çok büyük feyizler alırsınız. Muhabbet, feyiz ruhun gıdasıdır. Başka
          bir kelamda da:
                 Aşk u sevdâdır gıdâmız, buyuruyor.

                 Dâireyiz hem kudûmüz, cismimiz neydir bizim
          Ne buyuruyor burada?
          Ney; Mevlevilerin  zikir  aletidir. Kudüm de başka bir cehrî  tarikatın zikir aletidir.
          Nakşiler, hatme veya teveccühe oturdukları zaman daire, halka olurlar, diyor.
                 Dâireyiz hem kudûmüz, cismimiz neydir bizim
          Nakşiler,  teveccühe veyahut da hatmeye oturdukları zaman zikir  aletlerinden neye,
          kudüme ihtiyaçları yoktur. Cisimleri, cesetleri kudüm, ney olur.
                 Dâireyiz hem kudûmüz, cismimiz neydir bizim

                 Aşk u sevdâdır gıdâmız bağrımız meydir bizim
                 Virdimiz İsm-i celâl'dir kalbimiz “Hay”dır bizim
          İsm-i Celâl, lafza-i Celâl’dir. Lafza-i Celâl’i çeke çeke kalbi hay, dirilmiş olur.
          Diri kalp hangisidir?

          Diri kalp,  Allah’ı  hiç unutmayan bir kalptir. Yerken, içerken,  alırken, verirken,
          otururken, kalkarken, gezerken, tozarken, çok kimselerle muhatap olsa; alsa verse, o
          kadar çok bin bir meşakkat bir şuğul içerisinde de olsa onlar, yine Allah’ı unutmaz.
          Kalbi hay olan bunlardır.

                 Virdimiz İsm-i celâl'dir kalbimiz “Hay”dır bizim
                 Zikrimiz ihfâ-durur esrâr-ı Kur'ân bizdedir
          Burada,  zikrimiz gizlidir ama bizim zikrimiz Kur’an’ın esrarıdır. Onun için, Cenabı
          Hak, “Nahnü akrabu, kulum ben sana şah damarından daha yakınım.” , buyuruyor.
                                                                        6
          Öyleyse bu  şah damarından daha yakın olan Allah’ı lisana getirmeye, bağırmaya,
          çağırmaya gerek, lüzum görmüyorlar.
          Onun için de bir kelam vardır. Gerçi burada sürekli cehrî zikirleri tenkit değil, hâşâ
          çünkü bizim tarikatımızın reisi Nakşibendî Efendimiz hafî zikri icat etmiş ama cehrî
          zikri de tenkit etmiyor.

          Zâhirdeki şeyh efendisi cehrî zikir yapıyormuş, ama onların zikirlerine oturmuyormuş.
          Şöyle bir ifade buyurmuş:



          6  Kaf 50:16
   43   44   45   46   47   48   49   50   51   52   53