Page 458 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 458

458                                                          Gülden Bülbüllere

          Post demek ne demek, dost demek ne demek?
          Dost Allah, post da vücuttur.
          Vücudun karargâhı da kalptir, pay-i tahtı kalptir. Çünkü bütün vücuda hep hâkim olan,
          hükmeden, her yönüyle hükmeden kalptir.
          Bu kalbi insan temizlerse dostu posta oturtur.

          Neyle temizleyecek bu kalbi?
          Ancak kalbi temizleyen zikirdir. Cenabı Hak bu kadar zikir ayetleri emretmiş. Bu kadar
          zikir ayetleri var. Kalbinizi temizleyen zikirdir.

          Yalnız burada zikir, işte bir sevgi ile kalbe iner, sevgisiz inmez.
          Onun için misal veriyoruz. Hani senin çok sevdiklerin var ama bir tanesini hepsinden
          fazla seviyorsun. Her zaman onu hiç unutmuyorsun. Diğer sevdiklerine gitsen de yine
          onu unutmuyorsun. Veya yediğin çok nimetler var ama bir şeyi daha çok seviyorsun.
          Öbürlerini yediğin zaman  hiç yine aklından gönlünden çıkmaz o, çünkü  her  zaman
          sevdiğin için.
          Demek ki burada çok sevilecek “Allah”tır.

          Ama biz bu sevgiyi nereden alıyoruz?
          Vasıta, meşayih var arada.
          Allah’ın emri budur. Cenabı Hak “Sadıklarımla olun.”  buyuruyor.
                                                       13
          “Sadık olun.” buyursaydı meşayihe ihtiyaç kalmazdı. Ama Cenabı Hak “Sadıklarımla
          olun.” buyuruyor.

          Cenabı Hak  “Sevdiklerimi sevin.”, buyuruyor.  “Beni sevin, sevdiklerimi sevin.”,
          buyuruyor. Öyle olmasaydı onu herkes sevebilirdi.
          Bu emirler varsa zaten bizim aklımız var, mantığımız var.

          Her şey hak ile kaim, akıl ile kaim. Akıl ile hak ile kaimdir.
          Çünkü bu da nedir?
          Aklı olmayana hak olan şeyleri söylesen de anlamaz, bilmez ki…
          Ama aklı olan bir şey duymasa da hak olan bir şeyi muhakkak ve muhakkak hisseder.

          Çünkü niçin?
          Aklen Allah’ı bulanlar olmuş, aklen Allah’ı bulmuşlar. Ki nasıl bulmuşlar?
          Evet, onlara kitap inmemiş, peygamber gelmemiş ama Allah’ın varlığına inanmışlar. Bu
          dünyanın fani olduğuna inanmışlar. Ahiretin bâkî bir âlem olduğuna inanmışlar. Bak!
          Allah’ı böyle aklen bulmuşlar.

          Şimdi burada aklımız, mantığımız deyince:


          13  Tevbe  9:119
   453   454   455   456   457   458   459   460   461   462   463