Page 462 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 462
462 Gülden Bülbüllere
Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlaşıyor,
Allah’ın ahlakıyla ahlaklaşıyor.
Resulullah’ın sıfatıyla sıfatlaşıyor.
Resulullah’ın ahlakıyla ahlaklaşıyor.
Biraz da teveccühten bahsedelim de teveccühümüzü yapalım.
Evet, efendiler! Bizim teveccühümüz büyük bir ameldir.
Allah’a şükür, çok şükür, bin şükür başka tarikatlarda yoktur. Nakşî’nin Hâlidî kolunda
vardır.
Yani bunu diyorsak, hâşâ Estağfurullah, itimat edin yani bu amelimizin büyük amel
olduğuna iftihar duyun. Büyüklerimizin amelinden iftihar duyalım.
Nasıl ki Hazreti Ömer (r.a) Hazretleri buyurmuş ki:
—Hindistan cevizi kadar başı olan siyah bir köleyi de amir etseler ona da boyun
eğerim.
Amir etseler, deseler ki hadi sen de git, şu vazifeyi gör, ona da tabi olurum.
Burada da bu emir bize olmasa da başkasına olsaydı benim için değişen bir şey
olmazdı. Hani bize olmuş diye bir iftihar duymuyorum.
İftihar bu emrin, bizim teveccühümüzün yapılmasıdır. Başkasına olsaydı yine benim
için değişen bir şey olmazdı. Teveccüh büyük bir ameldir. Teveccüh işte her tarikatta
yoktur. Teveccüh bizim Nakşibendî Tarikatı’nın Hâlidî kolunda vardır.
Teveccühün ne kadar kutsiyetinden bahsetsek, bahsedemeyiz.
Çünkü niçin? Bak! Zerreyi, kübra ediyor, katreyi, derya ediyor.
Mesela bir ufak çekirdek var. Ama o çekirdek patladığı zaman büyük bir ulu ağaç
çıkacak. Ama o çekirdek kendi kendine patlamaz. Veya patlasa da kendi kendine
büyümez. Onun bir erbabı olacak, kararıyla çekirdeği toprağa verecek, değilse yüzünde
kalır, bitmez, derine batar bitmez. Bitse de ona suyu, çapası, hizmeti lazım ki büyüsün.
Veya aşısı lazım ki meyvesi olsun. Bunlar hizmetle oluyor değil mi?
İşte Evliyâullah’ta da böyle manevi bir yetki var. Bu yetkilerini ruha yapıyor.
Zâhirde nefsi terbiye eder.
Ruha da ne yapar?
Ruha da tahsil yaptırır. En evvel onu yetiştirir. Ona eğitim yaptırır.
Evet, nefsi de terbiye eder, ıslah eder.
Onun için Evliyâullah’ta iki nur var: Rabıta nuru, velâyet nuru.
Rabıta nuru zâhir, görünen taraftır. Görünen tarafına uyacağız.
Onun için bak, buyuruyor ki:

