Page 455 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 455

Teveccüh Sohbetleri                                                    455

          Peki, ahirette de nimetler vardır. Cennettedir bu nimetler.  Çok nimetler var, bunlar
          cennettedir.

          Ama huzur sahipleri için cennetin nimetleri de nimet değil. Onlardan da geçiyorlar.
          Çünkü niçin? Mademki  bu söz söyleniyor; terk-i dünya, terk-i  ukba,  terk-i terk
          söyleniyor.

          İnsanlarda terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i cisim, terk-i can var, söyleniyor.
          Terk-i dünya: Dünyadan geçmek. Zaten dünyadan geçmezse insan ahireti kazanamaz
          ki.
          Terk-i ukba ahiretten de geçecek. O da bir arzu, oradan da geçiyor.
          Terk-i  cisim,  cismini sevmeyecek; nefsini sevmemek,  nefsinden geçmek, cisminden
          geçmek.
          Terk-i can ki terk-i can ölmektir.
          Yalnız insanın bir defa ölümü mü var? Yok, insanın iki tane ölümü var.

          Ben değil Cenabı Hak buyuruyor. İnsanın iki ölümünü de Allah buyuruyor:
          Birisi hak olan ölüm. Bu ruh cesetten çıktı, cesedi toprağa kondu, öldü, gitti.
          İkinci ölüm ne? Cenabı Hak “Mûtû kable entemûtû” , ölmeden evvel ölün, buyurmuş.
                                                       9
          Öyleyse bir kelamı kibarda geçiyor:
                 Kabre girip haşre varıp hem sırâtı geçmeden
                 Kevser-i Haydar’dan içip kanmayan dervîş midir

          Buyuruyor. Ama bu dünyada Kevser ırmağı nedir?
          Bu dünyada Kevser ırmağı Evliyâullah’ın kelamlarıdır, nefesleridir.
          Onu sen aldınsa eğer, o senin kalbine geldiyse eğer Kevser ırmağından içtin.

          Eğer o geldiyse ne etti?
          Ölü kalbini de diriltti. O geldiyse eğer sen varlığından da kurtuldun.
          Yani dünyadaki ölüm insanın varlığından kurtulmasıdır. Sa’yından kurtulmasıdır,
          iradesinden geçmesidir.
          Cüzî irade, küllî irade söyleniyor. Bu cüzî irade nedir?
          Bu cüzî irade; her insanın kendisinde olan gücü istemesi, murat etmesi, dilemesidir.

          Bir de aklı cüz var. Her insanın kendine göre bir aklı var.
          Fakat bu cüzî irade, küllî irade var.
          Cüzî iradeden küllî iradeye geçiliyor. Yeter ki o cüzî iradeyi küllî iradeye bağlayalım, bu
          şarttır.


          9  Ömer Dağıstani Fetvalar S.149
   450   451   452   453   454   455   456   457   458   459   460