Page 456 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 456

456                                                          Gülden Bülbüllere

          Cüzî iradeyi küllî iradeye bağladık mı büyük daima küçüğü cezbeder.
          Mesela  şimdi bir deryayı düşündüğümüz zaman bir de deryanın haricinde ufak  göl
          suyu vardır.  Veya da kaynar  bir su var yerden kaynıyor. Onu bir hat ile deryaya
          bağlarsanız, kaynar suyunu derya çeker alır. Ama deryayı kaynayan su alamaz. O
          göldeki su da deryayı alamaz. Derya çeker onu da alır.
          Demek ki burada cüzî iradeyi küllî iradeye bağlarsak muhakkak ve muhakkak bu cüzî
          irade küllî iradeye geçer. Ama yine bu mürşitsiz olmaz.
          Evet, işte burada bu amel de kalbi selim istiyor.
          Kalbi  selim ne? Teveccühün  başlangıcından nihayetine kadar  kalbinizden  Allah’ı
          unutmayın, Allah’ı zikredin kalbinizden.  Kalbinize geleni atın, Allah’ı zikredin Allah
          Allah diye. Allah’ı unutmayın. Zikrin en hulasası da Allah’ı unutmamaktır. Hani illa bu
          lisanen değildir.
          Zaten bak! Biz, Allah Allah Allah, zikrimizi yaparken lisanen yapmıyoruz, kalbimizden
          yapıyoruz. Her zaman bizim zikrimiz Lafza-yı Celal; kalbî zikirdir. Bu çünkü zikirlerin
          en efdalidir.  Bir taraftan Cenabı Hak “Nahnü akrabu” , kulum ben sana  şah
                                                             10
          damarından daha yakınım, buyuruyor.
          İşte kalpten sen Allah Allah zikrini yaparsan o uzaktakini yakına getirmiş olursun. Ama
          Allah Allah tabii lisanen değil kalben oluyor. Ama sade Allah Allah Allah denilip de
          kalbi de Allah ile meşgul etmek lazım. O zikri yaparken kalbi Allah ile meşgul etmek
          lazım. Başka bir şey gelmesin kalbe, bu zikri yaparken. Zikirlerin en hulasası budur.
          Evet, Peygamber Efendimiz’in bir emri var ki: “Zikrin en hayırlısı gizli yapılan, rızkın
          en hayırlısı da yeteri kadar olandır.”  buyurmuş. Daha başka bir emrinde Cenabı Hak
                                        11
          buyuruyor: “Üd’û rabbeküm tadarru’ân ve hüfyeh” , “Beni kalbinizden gizli zikredin.”
                                                     12
          buyuruyor.
          Onun için zikirlerin en efdali Lafza-yı Celal’dir.
          Çünkü Allah’ın bin bir ismi var. Evet, bin ismi sıfatlarının ismidir, o bir olan Lafza-yı
          Celal o da zâtının ismidir.
          Bin ismi, sıfatlarının ismi;  bin birinci ismi Lafza-yı Celal,  Allah’ın zâtının ismidir.
          Allah’ın zâtının ismi bir: “Allah”tır, Lafza-yı Celal.
          Onun için burada bizim zikrimiz Lafza-yı Celal olduğu için yolumuz çok kısa oluyor,
          kolay oluyor.
          Ama tabii çetinliği de var. Kolay, kısa ama çetinliği de var.
          Hem kolay olup hem çetin bu nasıl olur?
          Hem kolay hem çetin burada ifade ediliyor. Kolaysa çetin olmaz, çetinse kolay olmaz.





          10  Kaf 50:16
          11  Ahmet b. Hambel, Müsned
          12  Araf 7:55
   451   452   453   454   455   456   457   458   459   460   461