Page 461 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 461
Teveccüh Sohbetleri 461
Madem bilen bilmeyenden farklıysa bugün zâhir ulema var. Evet, onlar satırdan
okuyorlar. Ama Allah bâtın ulemayı da bildiriyor. Zâhir ulema okumuş oldukları
satırda bâtın ulemanın olduğunu biliyor. Ama buna gelince yan dönüyorlar.
Zaten onu anlayanlar işte o Mevlânâ gibilerdir. Bak! Mevlânâ dünya üzerinde bir tane
âlimmiş. Şems’e kendisini teslim etmiş. Mevlânâ satırdan Şems’i yüz sene okutsaymış
kendisi gibi bir âlim yapamazmış. Çünkü kendisi dünya üzerinde tek bir âlim, daha yok
onun emsali. Ama kendisini Şems’e teslim etmiş. İlmiyle beraber kendisini teslim
etmiş.
Demek ki, bu nedir?
Mevlânâ o kadar âlim iken satırda okumadığı ilimleri onun kalbinde bulmuş. Onda
bulmuş, Şems’te bulmuş, Şems’te görmüş.
Zaten insanlar “Allemel esma”dır. Bu “Allemel esma”yı bilmezse zaten bâtın ilmini
anlayamıyor. Bâtın ilmini anlamak için “Allemel esma”yı bilmek vardır.
İnsan “Allemel esma”dır, insan Fatiha suresidir.
Fatiha suresi insanda mevcuttur. Kalbinde mevcuttur, yüzünde mevcuttur.
Bak! Sâlih Baba buyuruyor:
Vechinde yazılmış Seb'ul Mesânî
“İnnâ fetahnâ”dan verir nişânı
Bak, değil mi?
Âfitâb-ı hüsnün yandırır cânı
Bir de buyurur ki:
Vechinde yedi âyet
Fâtiha'ya işâret
Çok kelamlar vardır.
Ledünnî ilmi insanların kalbinden doğan bir ilimdir.
Eğer bir müridin, o kalbindeki ilmini, ona okutacak olursa, onu yüzünde gösterir.
İşte onun için bir de buyuruyor ki:
İnayet kılsa bana Hak
Haktan oku gel her sabah
İlmi ledünni bir merak
Ol şan pirimde gizlidir
Bu kelamlar hakkı söylüyor. Haktır, hakikattir, doğrudur.
Öyleyse demek ki, şu anda kalbi dirilen bir insan, bir âleme mukabildir; velî oluyor.
Velî deyince:

