Page 486 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 486
Teveccüh Sohbetleri 487
— Amca öküzün tuttuğu yeri ben tutayım, demiş.
O da kırmamış vermiş ama çocuk tuttuğunda öküz fasih lisanla dile gelmiş
—Ey Abdülkadir, kendine gel. Allah seni bunun için mi halk etti, demiş.
Bunu duyunca ağlayarak annesine gitmiş. Anne, baba, öküz bana böyle dedi, demiş.
Annesi hemen koynuna para koymuş, Bağdat’a giden bir kervana katmış:
—Git orada ilim öğren. Bak, sana bir vasiyetim var, sakın yalan söyleme, yalan
söylersen eğer sana sütümü, hakkımı helal etmem, demiş.
Böyle bir vasiyette bulunmuş. O da kervanla gidiyor. Kervanla bir eşkıya muhitinden
geçerken eşkıyalar durdurmuşlar. Yani eşkıya başları, harami başları arayarak gelmiş,
bunların mallarını almışlar, ziynetlerini almışlar. Bakmış ki çok güzel bir çocuk. Demiş:
—Çocuk senin neyin var.
—Ben de kırk tane Filurinum var.
—Nerede?
—Koltuğum altında, demiş.
Eskiden mintanları astarlı dikerlerdi, astarı olurdu. Yani astarı ile koltuğunun altına
parayı koymuş. Haramilerin başı gülmüş.
—Çocuk kırk tane altının mı var? Açın, bakın.
Açmışlar ki gerçekten doğru.
—Yahu çocuk hiç kimse senden bunu ummazdı, sen niye bunu söylüyorsun? Demiş.
—Ben Allah için ilim tahsil etmeye gidiyorum. Annem bu parayı benim koynuma
koydu, Bağdat’a gidip, harcayayım diye. Yalnız annemin bir vasiyeti vardı. Bana dedi ki
oğlum yalan söyleme, sana sütümü, hakkımı helal etmem. Neyin var? Dediler. Bir
şeyim yok desem yalan olacak. Kırk tane Filurinum var, onun için yalan söylemedim.
Nerede dedin? Koltuğumun altında değil desem, yerini demesem yine yalan olacak.
Onun için yalan söylememek için söyledim.
O zaman bu harami ayılıyor, irşat oluyor, 7 yaşındaki çocuk onu irşat ediyor, o zaman
ayılıyor.
—Eyvah, bu 7 yaşındaki çocuk helal malı için yalan söylemiyor da biz bu kadar kulun
hakkını aldık, bizim halimiz ne olacak? Diyor.
O çocuğun hareketine bakıp diyor ki:
—Ya çocuk ben artık vazgeçiyorum. Sen Allah’ın nazarında çok makbul bir kulsun.
Ben senin huzurunda vaad ediyorum, söz veriyorum ben bu haramilikten vazgeçtim,
diyor.
O muhit çok tehlikeli, korkulu bir muhitmiş, oradan çok korkuyla geçerlermiş. Orada
o korku daha kalkıyor, emniyetli bir muhit oluyor.

