Page 508 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 508

Teveccüh Sohbetleri                                                    509

                 Gönül fehm edeli “lâ”dan “illâ”yı
                 Mecnûnveş biz de bulduk Leylâ'yı

                 Nûr-ı cemâlinde seyr et Mevlâ'yı
                 Bir rûh-ı musaffâ mir'âtımız var
          Efendiler! Koskoca Mevlânâ niye bir  Şems’in zerresiyim, demiş? Ama hoş  Şems’in
          cesedine dememiş. Şems’in cesedine aldanabilir mi Mevlânâ?
          Şems’i Mevlânâ yüz sene okutsaymış kendisi gibi bir âlim olamazmış. Niye? Mevlânâ,
          arz üzerine yüz senede tek bir âlim olarak gelmiş, daha  binlerce yıl emsali yoktur.
          Mevlânâ kendisi Şemsi yüz sene okutsaymış, kendisi gibi bir âlim edemezmiş.
          Ama ona niye  öyle  demiş?  Şems’in cesedine dememiş.  Şems’in ruhunu  görmüş,
          cesedindeki olan bâtını görmüş. Cesedine dememiş, cesedinde olan ruhu var.
          Bizim ruhumuz var, ama bizim ruhumuz esarette. Bizim ruhumuz nefsin esaretinde,
          çok küçük veyahut da güçsüz. Niye?
                 Habs etme tende cânı sen
                 Düşmâna verme anı sen

          Tenin yolu ileride kapalı. Ama Evliyâullah’ın yolu açık. Tenini cam etmiştir, vücudu
          cam olmuştur.

          O zaman cesedini cam etmişse, cesedinde ne var? Ruh var.
          Ruh ise Allah’tan kopmuş, Allah’tan ayrılmış gelmiş.

          Ama bu perde bizi örtüyor. Misal, bir insanın azaları var, çok organları var. Bir azası
          vücuttan kopsa, bir parmağı kopsa, o parmağa adam denilir mi? Parçadır, denilmez,
          vücut denilmez.
          Ama kopmuş olan parmak gider de koptuğu yerde birleşirse bir defa, o vücut sahibi
          olur.
          Onun   için  ruh   Allah’tan  gelmişse,  Allah’a  gidecektir.  “Mûtû  kable
          entemûtû.” 22 ,Ölmeden evvel ölün, niye buyruluyor ki?
          Ama ölmeden evvel insan kendi varlığından kurtuluyorsa, Allah’ın varlığına ulaşıyor.

          Evet, amenna kul Allah’ın varlığında yok olur, Allah’ın varlığı kulda var olur ki işte
          Allah’ın sıfatları tecellî eder. Sıfat nuru odur. İşte velîlerde bu nimetler vardır. Onlarda
          ârif nuru var.

          Allah’ın üç nuru var ki: esma nuru, sıfat nuru, zât  nuru. Ama her sıfat nuru olan
          velîdir. Her velî de zât nuruna geçemez. Çünkü  niçin? Bak!  Şeriat, tarikat, hakikat,
          marifet  var. Hakikate  geçenlerin hepsi velîdirler.  Allah’ın sıfat nuruna  ulaşmıştırlar.



          22  Ömer Dağıstani Fetvalar S.149
   503   504   505   506   507   508   509   510   511   512   513