Page 506 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 506
Teveccüh Sohbetleri 507
Gönül fehm edeli “lâ”dan “illâ”yı
Mecnûn-veş biz de bulduk Leylâ'yı
Nûr-ı cemâlinde seyr et Mevlâ'yı
Cenabı Hak görünecekse ancak buna bir Evliyâullah mirattir.
Cenabı Hak vacibü’l-vücut değil mi? Cenabı Hak vacibü’l-vücut, O da vücut sahibi.
Sıfat-ı zâtiyesinde evvel bak, vücut sahibi olduğu söyleniyor. Ama o nasıl bir vücut? O
akla gelmez, Allah’ın vücudu düşünülemez, akıllar onu almaz.
Ama yalnız kul, Allah’ın sıfatı ile sıfatlaşıyor mu? Sıfatlaşıyor.
Sıfatı ile sıfatı başka, sıfat-ı sübûtiyesi başka, sıfat-ı zâtiyesi başkadır.
Sıfat-ı zâtiyesi; en evvel vücut sahibi olduğunu Cenabı Hak bize bildiriyor.
Ama Allah’ın sıfat-ı sübûtiyesinde sekiz sıfatı var. Mesela ilmi olması, görmesi, işitmesi,
konuşması, kudret sahibi olması, irade, hayatta diri olması değil mi? Bunlar sıfat-ı
sübûtiyesidir. Ama sıfat-ı zâtiyesi de burada vücut sahibi olmasıdır. Onun için Cenabı
Hak vacibü’l-vücut.
Ama ne zaman ki vücut denilince canlı veya cansız vücut gösterenler; ta ki bir
karıncadan file kadar, ta ki bir toprak, kumun en küçük parçasından büyük dağlara
kadar; taşlar, ağaçlar, insanlar, kuşların mahlûkatın hepsi ne taşıyorlar? Bunların hepsi
bir vücut taşıyorlar.
Şimdi bu cisimlerin hepsini mir’at, ayna eder mi insan? Eder.
Neyle eder? Bunların hepsinin insanın kalbinde bir hakikati var, bir de mecazı var.
Mecaz, hakikat deniliyor; bu mecaz nedir? Hakikat nedir? Mecaz insanları aldatan bir
şey; hakikat insanları aldatmayan bir şeydir. Mecaz gelip geçen bir şey, yok olan bir şey;
hakikat de yok olmayan bir şeydir.
Öyleyse gelip geçecek, yok olacak, bizi aldatan neymiş? Kalbimizde masiva, geçer
bunlar yok olur. Bunları atarsak, bunlar giderse daha gaflette değiliz. Bunlar giderse bu
sefer kim görünür, kim çıkar meydana, kim kalır?
“Kün” emri ile bunlar geldi, mükevvenât “Kün” emriyle var oldu. “Feyekün” emri
tecellî edince ne olacak? Hepsi yok oldu, Allah yine kaldı. “Küllü şey’in halikun illa
vecheh” ayet-i kerimesi tecellî edecektir.
Ama bu âfâkta da tecellî ediyor, enfüste de tecellî ediyor. Yani nefislerde de eder,
âfâkta da eder. Âfâkta demek; mükevvenâtta, kâinatta.
Kâinatta mesela canlılar var, cansızlar var. Bu canlılar neler? Denizde canlılar var,
karada canlılar var, havada canlılar var, değil mi? Âfâktaki, enfüsteki bunların hepsi
yok olacaklar. Allah’ın zâtından başka hiç bir şey kalmayacak. Ne zaman? “Feyekün”
emri tecellî edince. “Kün” ol, demiş, olmuş; “Feyekün” de yok ol, demiş, ama o
zamanı gelince yok olacak. İşte burada evet:

