Page 515 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 515

516                                                          Gülden Bülbüllere

          seni  görmeyen  beni göremez,  seni bulamayan beni bulamaz.”  “Allah’ı seviyorsanız
          bana tâbî olun” 1 , buyurmuş.

          Öyleyse: “Kulum beni sev, sevdiklerimi sev, kullarıma sevdir.” diye, buyrulmuş. Bu da
          meşayihe işarettir.
          O dal meşayihtir.  O dala sarıldıysan  kurtuldun. O eteğe sarıldıysan kurtuldun.
          Muallâkta kalırsan, kurtulamazsın. Bir mürşidi olmayan muallâktadır. Mürşidi olan ona
          yaslanmıştır. Mürşit aslında bir dağdır. İnsanoğlu bir dağa yaslanırsa, kurtulur.
          Evet, rüyada dağı gören  bir insan  mürşidinin velâyetini  görüyor. Dağı görmüşse
          mürşidinin velâyetini, manevi yüzünü, cesedini görüyor
          Evet efendim!  İşte bizim bu teveccühümüz büyük ameldir. Bu amel ne istiyor?
          Burada belki teveccühe  katışmamış olanlar var, belki hiç teveccüh görmemişlerdir.
          Demek ki  teveccühün büyük bir amel olduğunu bilmemiz için,  bir defa  ömründe
          bizim tarikatımızda ders alana bir defa teveccüh görmek de şartmış. Fakat ondan sonra
          senede bir defa teveccühe katılmak da onun yararı için, faydası içindir.
          Katılmazsa zararlıdır, katılırsa yararlıdır. Yararı ne, zararı ne?
          Yararı; teveccüh insanın kalbinin fırçasıdır. Bir eşya tozlandığı zaman, fırça gerek ki
          onun tozunu silsin. Fakat  o toz silinmediğinde, o tozun üzerine bir toz daha  geldi
          silinmedi, bir toz daha geldi silinmedi; bir daha toz geldi öyle ne olur? Bir gaflet olur ki:

                 Uyan gaflet meyinden kalk, bu derdin çâresine bak
                 Kemendi boğazına tak, ara bul kâmil insânı
          Bir de buyuruyor ki:

                 Özün bir pîre teslim et müdâvim ol kapısında
                 Meşâyihden murâd şâhım mürebbî kâmil olmaktır
          Muhakkak ki ve muhakkak, bir ruhumuz varsa, ruha bir ihtisas,  bir hoca lazımdır.
          Mürebbisiz  olmaz.  Ruhun bu hocadan tahsil görmesi lazım. Çünkü  Peygamber
          Efendimiz: “Benim mürebbim rabbim, rabbim beni terbiye etti.” 2  Bize de bir mürebbi
          lazımdır. Mürebbi ise mürşittir. Bu kelamlar:
                 Özün bir pîre teslim et müdâvim ol kapısında
                 Meşâyihden murâd şâhım mürebbî kâmil olmaktır

          Bir mürebbi ise yetiştiricidir, ruhu yetiştirir. Ona  teslim olursan, ona sebat edersen,
          onun kapısını beklersen yetiştirir. Kapısında o silahı oradaki emirleridir. Oradaki
          emirlerini tutacaksın, yasaklarından kaçacaksın, ona tabi olacaksın, onu kendine örnek
          edeceksin; teslimiyet demek budur.

          Böyle yaparsan eğer, o mürebbidir, yetişmiştir, seni de yetiştirir.



          1  Al-i İmran 3:31
          2  Tırmizi Menakil 1 Müsned 4.Bab S.66
   510   511   512   513   514   515   516   517   518   519   520