Page 519 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 519

520                                                          Gülden Bülbüllere

          Ne dedi? Bu Kur’andaki  bir hakikattır. Nemrût aleyhillane  şarktan garba  herkesi
          insanları kendisine tanrıyım, diye taptırdı. Allah da onu bir topal sinekle helak etti.

                 Kuvvetine mâlına güvenme hîç
                 Gör ki Nemrûd'a ne yaptı bir meges
          Bu Kur’an’da vardır.

          Onun için burada evet, sen güçlüsün, kuvvetlisin ama o zayıf, güçsüz diye sen onu
          kendinden üstün görme.  Evet,  zâhirde sen  belki güçlüsün ama onun kalbî inancı,
          maneviyatı belki senden güçlüdür.
          Sonra sen zenginsin, o fakir ama belki onun gönlü senden zengin.
          Bu zenginlik iman zenginliğidir, mal zenginliği değil.  Belki onun gönlünde imanı daha
          çoktur, o zaman fakirliği zenginlik olur. Bu zenginlik o zenginliktir.
          Evet, işte “Boylarına, soylarına güzelliklerine, zenginliklerine bakmaz; kalplerine nazar
          eder.” buyruluyor. Demek ki burada bir inanç var.
          Yani bu inanç; kâinatın halkiyeti, Allah’ın varlığı, nasıl bir kuvvet, nasıl bir varlıktır?
          Allah’ın zaten sıfatlarıdır, düşünülmez.

          Allah’ın hikmetleri, kuvvetleri, azametleri, nimetleri var. Bunların arasında seni insan
          olarak halk etmiş. Ama sen bütün  halkiyette hepsinin üstünüsün, bunu bileceksin.
          Hepsinin de aşağısındasın bunu da bileceksin.
          Nefsini bilecek olursan eğer hepsinden, köpekten aşağısın.
          Ruhunu bilecek olursan, melekten üstünsün, bunlar var.

          Ama bizde tefekkür, rabıtadır. Bak, divan’da kelamlar vardır. Okuyum da anlayın. Ne
          buyuruyor?

                 “Men aref” sırrına vâkıf olmuşam
                 Nefsim ile hem rabbimi bilmişem
                 Mutmainne kal’asına girmişem

                 Gâyette bir metîn hisârımız var
          Bu mutmaine kalesi,  Evliyâullah’ın duasıdır. Bu mutmainne kalesinde, kalbinde hiç
          gaflet olmaması, hep Allah ile kalbini meşgul etmesidir.

          Gaflette ise; nefsin sözünün tutulması, körpe çocuğa gadapla vurulması, dünyayı
          sevmesidir. Zaten hepsinin başı dünya sevgisi, dünya malı, dünya işleridir. Hiçbir
          Evliyâullah’ın dünya ile işi olmaz. İşte onun için:
                 “Men aref” sırrına vâkıf olmuşam
                 Nefsim ile hem rabbimi bilmişem

                 Mutmainne kal’asına girmişem
                 Gayette bir metîn hisârımız var
   514   515   516   517   518   519   520   521   522   523   524