Page 80 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 80

76                                                           Gülden Bülbüllere

          İtimat edin,  vallahi billahi,  şeyh efendimizin zamanında  onun bir teveccühünde
          ihvanlardan bir tanesini cezbe aldı. Biz oradaydık, cezbe aldı. O cezbede böyle vücut
          sallanmasıyla binayı da salladı. Hareket  (deprem) oldu diye neredeyse gözlerini açıp
          kalkıp kaçacaklardı. Hatta  teveccühten sonra hep birbirlerine diyorlar  hareket  oldu,
          biliyor musunuz? Hâlbuki hareket değil, o salikin vücudunun cezbesi. Sallanmakla o
          binayı salladı. Olur mu? Amenna ve saddakna.

          İşte bu cezbe haktır. Bunun için cezbeye muhalefet etmeyin. Cezbeye de vücuduyla
          sallanıyor veyahut da bağırıyor veyahut da efendim ağlıyor, bunlar kim olursa olsun,
          ‘Kimdir?’ Deyip de gözlerinizi açıp bakmayın, yasaktır.
          Bunun iki türlü zararı var. Birisi göz açıp baktığınız için kendinize hem gadredersiniz,
          yasağı işlediğiniz için günah kazanırsınız, hem de  buraya  tecellî edecek nura  mani
          olursunuz.

          Bu muhabbet, feyiz, manevi nur var ya, hiç leke götürmez.
          İşte ona ne yapıyorsun göz açmakla? Sanki orada yanan bir ateşi okuyup üfürüyorsun.
          Veyahut  da mesela oraya gelen herhangi  bir nuru, kokuyu büyük bir rüzgâr gelmiş
          vurup götürüyor. Böyledir.
          Onun için burada gözlerinizi açmayın, bakmayın. Yalnız nedir yapacağınız?

          İşte “Estağfurullah” nida olunca gözlerinizi yumar 25 istiğfarı okursunuz.  İstiğfarı
          usulca, kendiniz işiteceğiniz kadar ve sonlarını uzataraktan. Sesinizi sağınızdaki
          solunuzdaki duymasın, şuğullandırmayacaksınız.
          Ondan daha sonra sizin yapacak bir şeyiniz yok. Kalbinizle gözünüzü muhafaza edin.
          Gözünüzü açmayın.

          Kalbinize gelen bütün düşünceleri atın. Borcunuz mu var, derdiniz mi var, sıkıntınız
          mı var, alacağınız mı var, vereceğiniz mi var? Bunlar gelir.

          “Gam gelmez dememişler, gam eğlenmez demişler.”
          İnsanların kalbine gam gelmez değil, gelir ama eğlenmez.
          İnsan gamı, deme çevirir mi?

          Öyle olmasa “Havayı Hu’ya tebdil  et.”  buyrulmazdı.  Yani senin gönlünde eğer kâr
          veya zarar düşüncesi, eğer gönlüne sürur veren veya gönlüne keder, üzüntü duyuran
          şeyler varsa, gönlünden at.
          Bunları daha önce ifade ettik ki bak: ehli dünya, ehli ahiret, ehli huzur var.
          Ehli huzura ahireti düşünmek de onlara haramdır. Onların kalplerine ahiret de gelmez.

          Ama bizlere ahireti  düşünmek, ahireti sevmek,  ahiret için  amel işlemek bizim  için
          haktır. Ama ehli huzur için onlara dünyayı, ahireti düşünmek de onlar için yasaktır.
          Evet, işte kalbinizi muhafaza edeceksiniz. Kalbinize bütün her ne gelirse gelsin onları
          atacaksınız. Kalbinizi Allah ile meşgul edeceksiniz.
          Bir de rabıta karşınızda  şeyh efendimiz  yüksekte oturmuş bir altın koltuğa,  şeriat
          kamçısı elinde senin tependen  aşağıya vuruyor.  O, sen her unuttukça, niye
   75   76   77   78   79   80   81   82   83   84   85