Page 85 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 85

Teveccüh Sohbetleri                                                     81

          şeyhimden alıyorum, demiş.
          Onun için  burada da  şimdi böyle.  Biz mesela muhabbeti nereden alıyoruz?  Şeyh
          Efendimiz Dede Paşa Hazretleri’nden. Çünkü O, zamanımızın büyük bir velîsiydi.
          Onun velâyetinin büyüklüğüne hiç şüphemiz yoktur. Neden?
          Çünkü deliller var.  Çok  deliller var.  Çok kimseler bulunduğu velâyetini aşikâr
          görmüşler. Böyle bunlar inanç değil, aşikâr görmüşler, gördükleri için daha başka çok
          deliller var. Onları size izah etmek için zamanımız yoktur.

          Teveccühümüzün vakti var, onu da geçirmeyelim eftal saati vardır. Vakit geçiyor ama
          olsun sohbet olduğu için.
          İşte büyük bir mürşittir. Onun daima feyzi nispeti bizimle beraberdir. Bizzat kendisi
          mübarek hayatında buyurmuştur ki:
          —Eğer ben sizin dediğiniz adamsam beni öldükten sonra görürsünüz.

          Yani öldükten sonra daha çok bizim nispetimiz büyür, demiştir. Nispeti hem yürümüş
          hem de büyümüştür.
          Niçin böyledir?

          Bir misal verecek olursak eğer. Erzincan’da Üzümlü var, Cimin nahiyesi, şimdi kaza
          oldu. Bunlar tarikata o kadar muhalifti ki Erzincan’dan gelen üç tane büyük meşayih
          hiç oraya girmemiş ve Ciminliler de tanımamış onları.
          Pîr-i Sâmî Hazretleri,  ondan sonra  bizim  şeyh dedemiz Muhammed Beşir Efendi
          Hazretleri, bizim tarikattan sonra da Hacı Abdurrahman Efendi. Bir zaman da onun
          zamanıydı. Onu da tanımadılar, gelmediler, girmediler. Daha başka tarikatlardan da
          var. Kadiri’den de var, ama hiçbirine giren olmamış.
          Ama itimat edin ki oraya mübarek Paşam Hazretleri bir nazar etti. Orada işte onun
          zamanında 4-5 tane ihvan oldu. Onu gördüler, ama koymadılar tabii.
          Ondan sonra bizden ders aldılar ama hepsi bir nedamet, bir ahu enin duydular.
          —Biz niye Dede Paşa’ya kavuştuk da gördük de ondan el almadık?

          Diye nedamete düştüler. Ve bugün nispetimiz çoğalmıştır, büyümüştür, yürümüştür.
          Daha da çoğalmakta yürümekte.
          Bor da öyle. Daha başka yerler de var. Hâşâ Estağfurullah Allah’a sığınıram. Hepinizin
          ben kölesiyem. Hepinizin ayağının turabıyam.  Bunu samimi konuşuyorum. Fakat
          muhakkak ki muhakkak bu onun himmetidir.

                 Himmet-i evliyâ bize yâr iken
          Bize diyor sade bana değil, hepimize bak!
                 Şâh-ı Nakşibendî ser-hünkâr iken

                 Seyyid Tâhâ Sıbgatullah var iken
                 “Kâbe kavseyn”e dek seyrânımız var
   80   81   82   83   84   85   86   87   88   89   90