Page 84 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 84

80                                                           Gülden Bülbüllere

          Daha başka duaları var, gizli aşikâr okunuyor. Bunları da okuduktan sonra namazı var,
          kılınıyor ve teveccühe başlanıyor. Teveccühe başlanıldığı zaman kalkıyoruz.

          Teveccüh oturuşu namazda tahiyyattaki saf gibidir. Namaz safı gibi oturttururlar. Ama
          arkalı önlü tabii. Namazda arkalı önlü oturulmaz, mesela bir saf onun arkasında bir saf
          öyle değil. Bir saf oturduğu zaman ikinci saf onun arkasına gelecek. Üçüncü saf onun
          önüne geliyor, dördüncü saf onun arkasına geliyor. Böyle oturuluyor teveccühte böyle
          oturttururlar.
          Teveccühte, Estağfurullah, nida olunca yirmi beş istiğfarı okursunuz. Daha başka
          teveccühün sonuna kadar  yapacağınız bir  şey yok. Biz de işte namazımızı kılarız,
          dualarımızı okuruz,  kalkarız teveccüh  yapmaya. Safların arasında geziyoruz,  kelamı
          kibar okuyoruz. Sırtlara el vuruluyor.
          Bu kelamı kibar  okunduğu zaman, sırtlara el vurulduğu zaman bu günahkârı
          kastetmeyin. Deyin ki: “Şeyh  Efendimiz Dede Paşa Hazretleri bizim bu
          teveccühümüzü yapıyor. Sırtımıza da o elini vuruyor.” Yanılmazsınız bu böyle. Çünkü;

                 Berâberdir Pîr-i Tâgî Mevlâsı
          buyuruyor.
                 Kibrît-i ahmerdir şeyhin nefesi
                 Yakar dil şehrinde bırakmaz pası

                 Berâberdir Pîr-i Tâgî Mevlâsı
          Bunu Pîr-i Sâmî Hazretleri’ne söylemiş. “Pîr- i Tâgî Mevlâsı”nda bu mevla, “efendim”
          manasınadır.

          Bu efendimin manası nereden geliyor? Peygamber Efendimiz’den.
          Nereye gidiyor? Yine Peygamber Efendimiz’e gidiyor.
          Çünkü Efendimiz’in efendisi, Efendimiz’in efendisi, Efendimiz’in efendisi yine gidiyor
          Peygamber Efendimiz’e.
          Onun için burada;

           “Beraberdir Dede Paşa Mevlâsı.”, mevla efendimiz, onun himmetidir.
          Müridin bir tanesi camiyi  süpürüyormuş, camide hizmet görüyormuş. Hızır (a.s.)
          geçmiş karşısına demiş ki:

          —Bak yüzüme.
          Mürit demiş ki:
          —Benim bakacak yüzüm var, o da:

          —Ben Hızırım.
          —Hızırsan Hızır ol, demiş.
          —Ben senin şeyhine feyiz veriyorum.

          —Ben  şeyhimden alıyorum,  şeyhim nereden  alırsa alsın, bana fark etmez. Ben
   79   80   81   82   83   84   85   86   87   88   89