Page 76 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 76
72 Gülden Bülbüllere
Hz. Zeyd, Hz. Abdullah, Hz. Cafer ve Hz. Halit bin Velît’e buyurdu ki; “Evvela Zeyd
kumandanınız. O şehit olunca Cafer kumandanınız olsun”.
Cafer de Hz. Ali’nin kardeşi.
“O da şehit olunca Abdullah kumandanınız olsun. O da şehit olunca Halit
kumandanınız olsun.” Halit de şehit olursa filanca olsun demedi.
Sahabi bildiler ki bu üç kişi şehit olacak. Bunlar daha giderken bütün aile efratlarıyla,
hanımları ile helalleştiler. Hakikaten bunlar şehit oldu. Hz. Halit döndü, geldi, o şehit
olmadı.
Tebük'te büyük bir kuvvetle karşılaştılar, Bunlar 4.000 kişi, onlar gelmiş ta 400.000
kişiler. Bunlarla çok uzun savaş yaptılar.
Fakat burada Peygamber Efendimiz, daha tebliğe başlamadan, namaz kılarken Hz. Ali
Efendimiz daha küçük yanındaymış. O da onun sağ tarafında namaz kılarken amcası
Ebu Talip onları görünce ne yaptı?
Ebu Talip, Hz. Ali Efendimiz’in büyük kardeşi Cafer ile deve üzerinde giderken, o da
terkisindeymiş, arkasındaymış. Peygamber Efendimiz’i namazda görüyorlar.
Hz. Ali Efendimiz kendi oğlu ama küçükken Hz. Ali’yi Peygamber Efendimiz’e
vermişler, onunla kalıyor. Peygamberimizin sağ tarafında namazda Hz. Ali’yi görünce
diyor:
—Ya Cafer, sen de git amcanın sol tarafında kıl.
Devenin terkisinden, arkasından onu da indiriyor, gönderiyor ve onlar namazı bitirene
kadar devenin üstünde orada bekliyor, gitmiyor.
Peygamber Efendimiz namazı bitirip sağa selamlıyor, zaten Hz. Ali Efendimiz’i
sağında görüyor. Sola selam verip Cafer’i görünce daha başını döndürmeden evvel;
“Ya Cafer, Allah sana şahadetlik rütbesi versin ve şehit olduktan sonra da Allah sana
nurdan bir çift yeşil kanat versin, yerden uçarak göklere tayyare olup çıkasın.” diyor.
6
Ve Tebük Muharebesinde bu zuhur etmiştir. Şehit olduğu zaman, böyle yazılıyor ki:
vuruyorlar onun sağ kolu yere düşüyor. Peygamber Efendimiz’in sancağını sol koluna
alıyor. O kolunu da düşürüyorlar. Peygamber Efendimiz’in sancağı yere düşmesin diye
iki dizinin arasına alıyor. Yine vuruyorlar. Bu sefer şehit olunca bütün kâfir ve
Müslüman görüyorlar. Yeşil nurdan kanatlanıyor, cesediyle uçup semaya gidiyor ve
bunu Peygamber Efendimiz mescidinde görüyor.
Muharebe esnasında mescidinde bütün bunları böyle ashabına söylüyor. “İşte şimdi
Zeyd muharebe yapıyor. İşte şöyle kırdı böyle kırdı, işte şöyle geldiler.” Bunları, hep
mübarek kalkıyor, elleriyle de işaret ediyor. Cafer’e yine öyle, Abdullah’a gelince yine
öyle, Halit'e gelince şöyle yapıyor... Hep böyle olanları söylüyor.
Demek ki Peygamber Efendimiz’in nübüvveti aşikâr, zâhirdir; velâyeti ise gizlidir.
Ama nübüvvetinde tabii ki bir cismi var. Ona gelen bir emir var. Ama velâyetinde
6 M.Fayda Allah’ın Kılıcı Halid B.V., S.168

