Page 189 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 189
Teveccüh Sohbetleri 185
Bir şeyi düşündüğümüz zaman, bir kab’a bir şey koyduğunuz zaman, kap da temiz
olması lazım, ama onun içindeki madde de temiz olması lazım. Senin kabın çok temiz
ama içine koymuş olduğun madde temiz değil, bu da olmaz.
Bu kap ne? Senin cesedin.
İçindeki madde ne? Kalbin.
O kalbini neyle temizleyeceksin? Zikrullah ile temizlenecek kalp.
Onun için burada bak!
Hey tahâretten habersiz râbıta bilmez hasîs
Ne diyor burada?
Tahareti olmayanın cesedi temiz olmaz, pistir.
Rabıtası olmayanın da kalbi temiz olmaz, pistir.
Rabıta demek Allah sevgisi demek, Allah’a sevgiyle bağlanmak demek. Olmayan pistir,
onun da kalbi pistir.
Evet, ne buyruluyor? “Kalbinizde neyi beslerseniz o sizin mabudunuzdur.” Bakın
dikkat edin! Öyleyse demek ki bu kalbimizde her şey var, bunların her biri put, öyle
buyurmuyor mu?
Gönlümün put-hânesinden hubb-ı dünyâ nakşını
Pûte-i aşkında yaktı nârına pervâ gibi
Bir de var ki:
Mâsivânın illetinden pâk edip bu gönlümü
Kıl tarîk-ı Nakşibend'in hâdimi Allah için
Bir de buyuruyor ki mesela:
Evvelâ kıl hâne-i dilde gazâ-yı ekberi
Pâk edip beyti, sanemden Hızrı veş mihmân ara
Demek ki hane-i dil demek kalptir.
Gazâ-yı ekber ise büyük gaza, muharebe. Peygamber Efendimiz öyle buyurmadı mı?
Muharebe-i kebir nefis muharebesi, kalp muharebesi, gönül muharebesidir.
Kalbine gelenleri atacaksın, kötü şeyleri fiiliyata getirmeyeceksin, icraatını
yapmayacaksın. Bu büyük muharebe değil mi?
Bak kelamı kibarda, zaten kelamı kibarlar hadisten, ayetten bahsediyor ki:
Evvelâ kıl hâne-i dilde gazâ-yı ekberi
Evvela diyor, hâne-i dil, senin bir kalbin var. Kalbindeki muharebeyi, cihad-ı ekberi,
yap diyor.
Pâk edip beyti, sanemden Hızrı veş mihmân ara

