Page 191 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 191

Teveccüh Sohbetleri                                                    187

          Hak için, Allah için  her  şeyden geçeceksin.  İlminden geçeceksin, amelinden
          geçeceksin, kârından geçeceksin; bütün neyin varsa  hepsinden geçeceksin ki mürit
          olabilesin.
          Evet, inşallah işte biz bunun taklidindeyiz, sohbetimizin başlangıcı bu oldu. Biz bunun
          taklidindeyiz.
          Taklitten tahkik doğar. Mecaz hakikate köprüdür.
          Mesela bir taklit var ki hicvediyorlar, alay ediyorlar.
          Bir taklit de var ki ben de yapacağım, ben de becereceğim, diye gayret etmek. Mesela
          bu sehpayı bir sanatkâr yapmış, ustası sanatını yapmış. Bunu ben de böyle yapacağım,
          ben de aynısını çıkaracağım, biraz benzerini el keseri ile veya testere, nacak ile yapar.
          Sanatı bu değil yapamıyor, ama kaba işleri yapıyor.
          Fakat  bu ne ediyor? Güya  bu  sanat hoşuna gitmiş  ben de bunu  yapacağım diyor,
          yapmaya çalışıyor. Bir yapar bakar ki olmadı, iki yapar biraz daha benzedi, üç yapar
          biraz daha benzedi, dört yapar, böyle yaptıkça benzetir,  yaptıkça yaptıkça benzetir,
          aynısını yapıncaya kadar uğraşır. Aynısını yapınca tamam değil mi? Ben de bunu böyle
          yapacağım, diyor. İşte bizim taklidimiz budur efendiler.
                 Ateş-i aşkınla yandır Sâlih’i
                 Şarab-ı lebinle kandır Sâlih’i
          İşte kim Sâlih?
          Sizsiniz, Allah’a şükür.
          Öyle bir aşk ver ki diyor aşk onu yaksın, yok etsin.
          Neyini yok etsin, yaksın?

          Kalbindekileri yaksın, yok etsin.
          Zaten bize mani olanlar kalbimizdekiler. Kalbimizde bunlar yanmazsa, yok olmazsa o
          zaman Allah korusun biz çok kendimize gadrederiz, çok mesela azaba düşeriz, çok
          felakete düşeriz, çok sıkıntılara, mihnetlere düşeriz.
                 Şarab-ı lebinle kandır Sâlih’i
          Leb demek dudak demektir. Yani senin dudaklarından çıkan kelamlar da insanları
          sarhoş eder.
          Sarhoşluk ikidir: Bir mesela insanların nefsi içkilerden sarhoş olur. Bunu Cenabı Hak
          haram etmiş.
          Bir sarhoşluk da var ki Allah  aşkı, Allah sevgisidir.  Bu da insanı sarhoş eder,  bu
          helaldir. Bak, onun için kelamı kibarlarda geçer:

                 Bu aşk bir bahr-i ummandır
          Aşk bir bahr-i umman; umman, yani büyük bir deniz.
                 Bu aşk bir bahr-i ummandır
                 Buna hadd ü kenar olmaz
   186   187   188   189   190   191   192   193   194   195   196