Page 187 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 187

Teveccüh Sohbetleri                                                    183

          —Tespihin kalacak, icabında zaman zaman  namazın da kazaya kalsın, işini kazaya
          bırakmayacaksın, işini göreceksin. Canım sen diyeceksin ki bana çetin geliyor, ben iş ile
          meşgul olduğum zaman olmaz. İşin kazaya kalmayacak, dedi.
          Dedemizi söyledi.
          —Sonra senin deden Hazreti Pîr “Mürşidi Sakaleyn” idi. Sadece insanların değil
          cinlerin de efendisi, cinlerin de şeyhiydi. Cinlerden de müridi vardı, onlara da sohbet
          yapardı. O diğer boş zamanlarında, sanatı dülgerlikti, boş zamanlarında testere ile keser
          ile bir şeyler yapardı. İhvan olmadığı, gelmediği zaman, sohbet olmadığı zaman icap
          eden şeyleri bunlarla bir şeyler yapardı.
          Babanız büyük bir âlimdi. O da on iki nüfusunu keserle geçindiriyordu. Birisi senin
          deden “Mürşidi Sakaleyn” insin cinnin meşayihi, büyük bir velî. Sen ondan daha mı
          büyüksün ki dedi o çalışıyor da sen çalışmıyorsun.
          Ama mübarek, celâlliydi.

          —Senin baban büyük  bir  âlim idi. O  bir keser ile  on iki nüfusu  geçindiriyordu, o
          çalışıyordu. Sen ondan daha mı iyi biliyorsun, dedi, o çalışıyor da sen çalışmıyorsun.
          Bunlar böyle, buyurdu ki:

          —Dersini kazaya bırak, icap eder ki namazını da kazaya bırak; işin kazaya kalmayacak.
          Çalışacaksın, çalışmak Allah’ın emridir,  çalışacaksın.  Ama sen kardeşim sen dersen
          ki… Beni büyük biliyorsan eğer böyle; büyük bilmiyorsan niye peşimde dolanıyorsun,
          dedi.
          İşte canım sen dersin ki efendim ben çalışamam, gafil oluyorum. Kardeşim niye gafil
          olasın. Senin ruhun esaretten kurtulmuştur, ruhun ayılmıştır. Yeter ki sen  bir işe
          başladığın zaman “Bismillah destur ya hazreti pir.” de. Kapıdan çıkıyorsun “Bismillah
          destur ya hazreti pir.” de. Bir işe başladığın zaman “Bismillah destur ya hazreti pir.” de.
          Bir şey aldığın zaman “Bismillah destur ya hazreti pir.” de. Koyduğun zaman, yediğin
          içtiğin zaman de; sen o zaman gafil değilsin, dedi.
          Evet, bir sene hiç çalışmadım, bir sene de çalıştımsa da bir tehditle sanki bir polis silah
          çekmiş gibi bana ‘Bu işi göreceksin, görmezsen seni vuracağım.’, diyor, böyle çetinlikle
          çalıştım.
          İşte demek ki burada bu böyle, işte olduğu gibi amelde de olabilir. Bazı tarikatlarda işte
          böyle onun için:
                 Düş var imiş aşkın yolunda bilmedim eyvah
          Bu kelam onu söyler. Aşkın yolunda düşmek de vardır. Düşen kim?

          Düşen işte  onda muhabbetten mütevellit, aşktan muhabbetten mütevellit olan halle
          ameli, ibadeti zayıf görürse,  şeriatı zayıf görürse düştü, battı. İşte burada:

                 Yüzgeçliği öğrenmeyen kul girmesin bu deryaya
                 Aşk deryası derin olur acep nasıl battığını
          Aşk deryası derindir, diyor. Yüzgeçliği bilmeyen bir insan  böyle girer, batarsa niye
          giriyor?
   182   183   184   185   186   187   188   189   190   191   192