Page 185 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 185

Teveccüh Sohbetleri                                                    181

          Nasıl ki tarikatın dört şartı var ve birbirine takviyeliyse zâhir şeriatta da mesela dört
          şart var, birbirine takviyelidir. Şeriatı yaşamak için insanlara dört şart var. Dört şartın
          biri olmasa şeriatı yaşamış olamıyor.
          Bunlar ne? Kitap, sünnet, icma, kıyas. Bunlar olmazsa insan şeriatı yaşamış olamıyor.
          Bir de  şeriatı yaşamak için insanlara ilim, amel, ihlâs vardır. Bu  da olacak.  Bu da
          olmazsa eğer insan şeriatı yaşamış olamıyor.
          Bunlar olduğu gibi tarikatın da şartları var. Dört şartı olmazsa insan tarikatı anlamış,
          yaşamış olamaz. Bu dört şart birbirine takviyeli olacak.
          Amel olacak bizim tarikatımızda. Amel olarak da işte rabıta, şeriatımız; yani şeriatta
          eksikliğimiz olmayacak.
          Ne kadar  bizde hal  tecellî etse,  ne kadar cezbe sahibi de olsak;  ne kadar aşktan
          mütevellit kendimizde  bir vecd âlemi, sarhoşluk, serkeşlik olsa bile  ayılmaya
          çalışacağız. Cezbeyi de yenmeye bakacağız. Bir de şeriatta eksikliğimiz olmayacak. Hani
          bu kelamı kibarlar daima bunu söylerler.
                 Aşkın odu yüreğimde neler eyler neler eyler
                 Bugün ben bir âşık gördüm bu derdimden haber söyler

                 Gelin ey dertliler gelin bu derdimden siz de alın
                 Dertli bilir dertli hâlin ya dertsizler bunda neyler
          “Aşkın odu…” Yani aşkın odu insanlara neler yapıyormuş?
          İnsanı işte çok ağlatır da inletir de sızlatır da korkutur da.

                 Aşktırır beni avare eyleyen
          Aşk insanlara avarelik de veriyor. Yani hiçbir işe bakamaz nasıl ki:
                 Eli işe güce gitmezmiş

                 Eli yardan ayırma
          Bir kelam da böyle var. Yani yârdan mana Allah’tır.
          Allah’tan zaten bizim ruhumuzun ayrılığı var. Ama bu ruhun ayrılığıdır. Cenabı Hak
          bizi mahluk olarak noksan sıfat halk etmiştir.
          Ama ruh Cenabı Hak’tan niye ayrılmış gelmiş, ruh neden ayrılmıştır?
          Ama yine ona gidecektir, ona gider.

          İşte aşk demek ki insanların kalbinde ne yapıyor?
          İşten de elini keser, her bir  arzudan  da onu  geçirir. Düşünün bir insan  arzu  etmiş
          olduğu bir şeyi yapar, arzu etmiş olduğu yemeği yer, arzu etmiş olduğu elbiseyi giyer,
          arzu etmiş olduğu işi görür.
          İnsan öyledir,  şimdi herkesin idrak edeceği bir  şey, bileceği bir  şeydir. Senin arzu
          etmediğin, sevmediğin yemeği sana zorla yedirirlerse azap olmaz mı? Ama sevmiş
          olduğun yemeği her zaman yersin ondan zevk alırsın.
   180   181   182   183   184   185   186   187   188   189   190