Page 186 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 186

182                                                          Gülden Bülbüllere

          Sevmediğin elbiseyi sana zorla giydirseler sana azap olmaz mı? Sevmiş olduğun için,
          arzu ettiğin için ondan bir sürur duyarsın.

          Sevmiş olduğun bir işi ne kadar onu yapsan doyamazsın, usanmazsın. Sevmediğin işi
          zorla yaptırsalar, usanırsın.
          İşte onun için eğer insanlarda Allah aşkı olursa ona bir serkeşlik, bir vecd âlemi gelir ki
          artık  amel de ona  ağır gelir. Hatta  öyle  bir insan bir  vecd âlemine  düşer ki hareket
          yapmak istemez, namazda da bir hareket var ya. Yani rükû yapmasını istemez, secde
          yapmasını istemez. Tahiyyattan kalkmasını istemez. İşte der ki:

          —Böyle hareketsiz olayım, kalbimi Allah ile meşgul edeyim. Kalbimden Allah’ı, Allah
          Allah Allah, diye zikredeyim.
          Ama onda her ne kadar hâl tecellî ederse etsin cesedin bir şeriatı vardır.

          Zaten  şeriat cesede emredilmiştir. Mademki bu ceset sahibinin, bu cisim sahibinin
          cismi yok olmamıştır, ölmemiştir, çürümemiştir, gitmemiştir. Ne kadar onda hal tecellî
          ederse etsin, ne kadar onda makam ihraz ederse etsin yani tarikatta ne kadar yükselirse
          yükselsin yine şeriatta eksikliği olmayacak, şeriatını yapacak.
          İşte burada bazı şeyler var ki tarikatta, muhabbetten dolayı o bir hâl onda tecellî ediyor.
          Evet, işte kelamı kibar tamamlıyor:
                 Aşkın odu yüreğimde neler eyler neler eyler

                 Bugün ben bir âşık gördüm bu derdimden haber söyler
                 Gelin ey dertliler gelin bu derdimden siz de alın
                 Dertli bilir dertli hâlin ya dertsizler bunda neyler

          Öyle buyurmuyor mu? Bir kelam daha var:
                 Yüzgeçliği öğrenmeyen kul girmesin bu deryaya.
          Dikkat edin, bu kelam çok önemli. Bunda çok büyük manalar var.
                 Yüzgeçliği öğrenmeyen kul girmesin bu deryaya

                 Aşk deryası derin olur acep nasıl battığını
          Yani aşka duçar olanlara, onlarda öyle bir hâl olur ki hareket bile onlara çetin geliyor.
          Bunlar çalışmadığı gibi, hiçbir  şeyde arzuları olmadığı gibi bakarsın ki onda ibadet
          arzusu da yok, ibadet de ona çetin geliyor. Ama ibadeti yapacak, ibadetini yapacak.
          Bu bizim başımızdan geçti. Ben mesela şeyh efendimizden ders aldıktan sonra bir sene
          hatta iki sene çalışamadım. Şahidim var burada. Bir sene hiç çalışamadım, bir sene de
          çok zorla. Tabii biz rençberiz ekeceğiz ki biçelim, biçeceğiz ki yiyelim. Hasadı kaldır ye.
          Bir sene hiç çalışmadım. Sanki ambardan kalk dedikleri zaman bana sanki tokmağı alıp
          başıma vuruyorlardı.
          Bunu tabii  şifahen de mübareğe söylemişler. Böyle bir cemaat  içerisinde sohbet
          ediyordu, öğle vakti gittim, ziyaret  ettim; elini  öptüm, oturdum. Sonra bize böyle
          buyurdu ki:
   181   182   183   184   185   186   187   188   189   190   191