Page 22 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 22

18                                                           Gülden Bülbüllere

          Evet, dünyayı isteyene dünyayı veriyor. Zaten öyle müşrikleri, ehli dünyayı halk etmiş,
          onların dünyalığını veriyor. Onun için, müşriklerin sıhhatleri bizden fazla, onun için
          müşriklerin maddiyatları da bizden fazla. Çünkü onları ehli dünya halk etmiş. Rabbi'l-
          âlemin, rabbi'l-müslimîn değil ki onların da rabbısı. Onları ehli dünya  halk etmiş,
          onların da dünyada bütün arzularını verecek ki bir daha hak sahibi olmasınlar. Cenabı
          Hak'tan daha başka bir şey isteyemesinler. Zaten Şeytan aleyhillane:

          —Yâ rabbî, sen bana kıyamete kadar ömür ver, bir de bana fırsat ver, Hazreti Âdem
          ve  Hazreti Âdem'in evlatlarından ben  intikamımı alayım. Onun, Âdem'in yüzünden
          ben lanetlendim, senin dergâhından kovuldum. Öyleyse ben senden bunu istiyorum,
          diyor.
          Cenabı Hak da fırsat verdi. Kıyamete kadar ömür istedi. O:

          —Kıyamete kadar sen bana ömür ver de ahirette en büyük azabı bana yap, dedi.
          Allah'tan böyle istedi, pazarlık etti, Cenabı Hak da kabul etti. Onun için burada şimdi,
          ehli dünya olanlar tabii ehli nardır. Bunlar hep  şeytanın aveneleri,  şeytanın askerleri
          oluyorlar, Allah korusun.

          Ama işte nefsine  uyanlar da  şeytanın kulu oluyor,  şeytanın kölesi oluyor.  Nefsine
          uymayanlarsa rabbısının kulu oluyor, rabbısının kölesi oluyor. Onun için burada işte:

                 Bu ten kuşu hevâ ile heveste
                 Murg-ı cânım feryâd eyler kafeste
          Ten kuşu ne? İşte nefsimiz, bu cesedimiz.

          Ama murgı can ne? Murgı can da (can kuşumuz) ruhumuz.
          O da “feryat eder kafeste”
          Öyle, insanlar dünyayı severse, insanlar sadece dünyayı düşünürse, dünya ile uğraşırsa,
          ruhunu hapsetmiş olur, onun ruhu zindanda  olur. Hapsedilen bir  insanın; hem  de
          karanlık, çukur, derin  bir yerde hapsedilmiş; ne gücü olabilir; ne  mahareti, marifeti
          olabilir? O da karanlık yerden, o zindandan çıkacak ki maharetini, marifetini, ne ise,
          arzularını işlesin. Ticaretini, ibadetini, her arzusunu yerine getirsin. Onun için yalnız
          ruhun tek bir arzusu vardır. Onun için, nefis arzularını yerine getirince ruh arzusuna
          ulaşamıyor.
          İşte Cenabı Hak  insanları; ehli dünya,  ehli  ahiret, ehli huzur halk etmiş. Hatta bak
          Cenabı Hak  buyuruyor ki:  “Eğer  o Müslümanlar, bana inananlar o  müşriklere
          yerinmeselerdi, biz  onların tavanlarını altından, oturmuş olduğu evlerinin…”  ayeti
          kerimenin mealidir bu: “Biz onların oturmuş olduğu evlerinin  tavanlarını altından,
          tabanlarını gümüşten halk ederdik.” Onun için Allah bizi Müslüman halk etmişse biz
          dünyayı istemeyelim, dünyayı sevmeyelim ve onlara da yerinmeyelim, çünkü onlar ehli
          dünya, ehli dünya olan ehli nardır. Bak, iki kelam vardır. Bir kelamı kibar şudur:
                 Verir kullarına mühlet velâkin eylemez ihmal
          Hâşâ Estağfurullah Cenabı Hak Erhamerrahimîn, Cenabı Hakk'ın Rahim  sıfatı var.
          Rahim sıfatı ahirette tecellî edecek. Herkesi  itaat edenlerin itaatine  göre
   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27