Page 17 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 17

Teveccüh Sohbetleri                                                     13

          Bir de şu vardır ki bizim  kalbimize bu  tohum ekilecekse, temiz tohumu bitirmeyen
          tarlaya ekilmediği gibi, kalbimiz  eğer  mülevves olursa bizim kalbimize de  tohum
          ekmezler.
          Bizim kalbimizin mülevves olması nedir? İşte burada dünya şuğulu, dünya meşgalesi
          olursa ve kalbimiz mülevves olursa burada bu tohum bitmez diye ekmezler.
          Bir de bizim 79 ahlakı zemimelerimiz,  muzır hallerimiz, muzır sıfatlarımız var.
          Bunlardan da bu amellerde, teveccüh de veya hatmeyi hâcelerde bu muzır sıfatlarımız
          bizim için çok zararlı olan iç âlemimizde zararlı olan ahlakı zemimelerimizi ne
          yaparlar? Bu amelde bunlar da izale olurmuş, bunları da değiştirirlermiş.
          Nasıl ki mesela bir yabani ağacı erbabı gider, onun başını keser, ona aşı yapar. İşte bu
          gibi amellerde de ne yaparlar? Bu yabani ağacın aşılanması gibi işte bizim muzır olan
          bize çok zararlı olan ahlakı zemimelerimizi de alırlarmış. Hatta en zararlısını en evvel
          alırlarmış.
          O zararlısını alır atarlar, oraya yararlısını bitirirler. Çünkü ahlakı zemime bir giderse
          onun yerine ahlakı hamide çıkacak. O gitmezse insanlar ahlakı hamide sahibi olamıyor.
          Ahlakı zemimesini atmadıktan sonra ahlakı hamideyi elde edemiyor. Ahlakı zemime
          kötü sıfatı, ahlakı hamide güzel sıfatı.
          Ta ki teveccühün sonuna kadar  bu  aralarda gezilir, ebyat  yani kelamı kibar okunur,
          sırtlarınıza el vurulur.

          Bu kelamı kibar okunduğu zaman sırtlarınıza el vurulduğu zaman burada bu günahkârı
          kastetmeyin,  deyin ki: “Mübarek  Şeyh Efendimiz Dede Paşa Hazretleri bize  bu
          teveccühü yapıyor. O bize kelamı kibar okuyor,  o  bizim sırtımıza elini vuruyor.”
          burada da tam ihlâsınız olursa yanılmazsınız. İhlâsınız tam olursa da görürsünüz zaten.
          Çünkü bak! Bir kelamı kibar vardır:
                 Gâhî şecerden söyler ol gâhî hacerden söyler ol

                 Gâhî beşerden söyler ol bir mantık-ı bürhânıdır
          Bak!
                 Cevlân eder bu arada bir pertev-i nûr-i Hudâ
                 Şeyhim Muhammed Sâmî de ol dilber-i rûhânîdir

          Öyleyse burada neyi ifade ediyor:
                 Cevlân eder bu arada bir pertev-i nûr-i Hudâ
          Yani burada nedir? Evet, evliyaullahın velâyet nuru vardır.

          Peygamber Efendimizin nübüvvet nuru vardır.
          Cenabı Hakk’ın zâtının nuru vardır.
          Bunlar burada tecellî ederler. Nasıl ki teveccühte okuyoruz,  Peygamber Efendimizden
          başlıyoruz da ta ki bizim  şeyh  efendimize gelinceye  kadar okunan evliyaullahların
          rûhaniyetleri,  ruhları buraya teşrif ederler.
   12   13   14   15   16   17   18   19   20   21   22