Page 222 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 222
218 Gülden Bülbüllere
Ama zâhirin anladığı ihlâs diyor ki: “Allah’ı göremiyorsun ama o seni görüyor veya
buna itikat edin.” Her amelinde “Ben onu göremiyorum, o beni görüyor.” deyin.
Veyahut da Allah’ı görüyormuşsun gibi amel işleyecek ki ihlâs etmiş olasın.
Tarikatta ihlâs bu değildir, tarikatın ihlâsı böyle değildir.
Tarikatın ihlâsı; yapamadım, kulluğumu yerine getiremedim, ben bu kulluğumu
layıkıyla yapamadım.
Bak, tasavvufî kelam şudur: “Ameli güzel işle, işlememiş gibi bil.”
Ameli güzel işleyemiyoruz zaten. O bizim güzel işleyemediğimiz amelimiz dağlar gibi
gözümüzün önüne geliyor, görünüyor. Hâlbuki “Ameli güzel işle işlememiş gibi bil.”
denmiş.
İşte “Hasenâtül ebrar seyyiâtül mukarrebîn.” diye niye buyurulmuş?
‘Hasenâtül ebrar’ yani hasene; sevap, amel.
‘Hasenâtül ebrar’; Amel işleyen, sevap işleyen.
‘Seyyiâtül mukarrebin’, Seyyie ne? Günah.
Mukarrebîn kim? Mukarrebîn de ondan kaçan.
Ama şimdi bu nasıl anlaşılıyor?
Yani burada anlaşılıyor ki ebrarların, amel işleyenlerin sevap diye işlediklerinden
mukarrepler günahtır diye kaçarlar. Evet, zâhirde anlaşılan budur.
Kaçarlar ama nasıl kaçarlar?
İşte ebrar ameli işler; onu büyük bir kâr, kazanç bilir.
İşlemiş olduğu amelden kazancı ne? Sevabı var.
Cenabı Hak bunu zaten buyurmuş. Ama bu zâhirdedir.
Bu bâtında, tarikatta âmelin değil canın kıymeti yok.
Bir insan amelinden geçmezse canından nasıl geçecek ki?
Evvela insan dünyadan geçiyor, ondan sonra ahiretten geçiyor.
Ahireti ne için seviyor, ne niçin istiyor? Ahiretin isteği nedir? Ameldir.
Eğer sevmese zaten amel işlemez; istemezse de amel işlemez.
Ki insanlar dünyadan geçiyorlar. Dünyadan geçmezse zaten ahireti elde edemiyor.
Ahiretin karşısında dünyayı yok etmedinse ahireti kazanamazsın.
“Allah’ın fazlu tevfiki, kişinin mertliği, kişiyi cennete sokar.”
Demek burada Allah, cennetini kuluna bahşederse ancak kul cennete girer.
Ama kime bahşedecekmiş? Mertlere, cömertlere.

