Page 224 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 224
220 Gülden Bülbüllere
Allah bu insanlara irade vermiş ki o zararlı şeyden kendisini koruyabilsin, geri alsın;
yararlı şeyi de elde edebilsin.
Allah bu aklı, bu iradeyi insanlara bunun için vermiştir. Ama burada inanan aklı
iradesini kullanırsa o hakkı batılı seçer, seçmemenin imkânı yok, seçer.
Evet, bir de var ki inancı yoktur o seçemez. Fakat bir de var ki küfrî inadı var. Bu
ateşle ihtar edilen on kişinin küfrî inatları tutmuş. Niçin? Peygamber Efendimiz’e
hasetlenmişler, Peygamber Efendimiz’den nübüvveti kıskanmışlar. Niçin? Fakir
olduğu için, yetim olduğu için.
—Biz zenginiz, bu kadar zenginler var, bu kadar sahipliler, çevresi olanlar var. Niye
bu yetime, bu fakire geldi bu nübüvvet?
Diye, onun nübüvvetini bu yüzden inkâr ettiler, bile bile inkâr ettiler.
Onun için işte “Hasenâtül ebrar seyyietül mukarrebîn.” buyrulmuş. Ebrarların sevaptır
diye işlediklerinden mukarrepler günahtır diye kaçarlar.
Bunlar kaçarlar ama nasıl kaçarlar? İşte şundan anlaşılıyor ki:
Âmeli güzel işle, işlememiş gibi bil.
Bu da ancak ihlâsla olur.
Demek ki o zaman şeriat; ilim, amel, ihlâstan ibaret.
İlim bilmek, amel işlemek, ihlâs da ilmini, amelini Allah için işlemektir, Allah yolunda
harcamaktır.
Eğer insan ilmini, amelini maddiyata yaslıyorsa onda ihlâs yok.
İlmini, amelini bir menfaate harcıyorsa onda ihlâs yok.
Öyleyse burada demek ki şeriat, tarikat, hakikat, marifet olduğu gibi burada da işte esas
ihlâs kimdedir?
Tarikat ehlinde. Niçin, neden?
Çünkü tarikat ehli kendi nefsini bilmiştir. Nefsini bilmişse eksiğini, noksanlığını
bilmiştir, Rabbisine karşı olan noksanlığını bilmiştir.
Eğer nefsini bilmezse noksanlığını bilemez. Nefsini de bir insan kendiliğinden bilemez.
Kapısına gelenler olur irşâd
Bilir nefs ile Rabbini olur şâd
İrşat neymiş?
Burada irşat geçiyor ama irşadın anlamı çoktur, irşadın çok büyük açısı vardır.
İrşat için hani senin bilmediğin bir şeyi sana biri öğretti ya ‘beni irşat etti’, dersin.
Bildiğin bir şeyi, zararlı bir şeyden sakındırıp bu zararı yapma dediyse, yine ‘beni irşat
etti.’ dersin. Bunlar irşat değildir.
İrşat, kalbin açılmasıdır.

