Page 232 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 232
228 Gülden Bülbüllere
İşte bunun böyle olması için, o sefanın da kalbe girmemesi için, o cefanın da kalbe
girmemesi için bu kalbi sahibine teslim edeceğiz. İşte onu ifade ediyor ki:
Eriş kalb-i selîm içre huzûra
Seni mahv et erem dersen sürûra
Bir de var ki insanlar sefa, sürûr isterler. İnsanlar eğer kendi varlığından kurtulduysa,
varlığını Allah’a teslim ettiyse, sefaya ulaştı, sürûra ulaştı.
Umûrun Hakk'a tefvîz et n'ederse ol eder yâ Hû
Aradan benliğin mahv et gözet neyler kader yâ Hû
Yani sefa, sürûr da neredeymiş?
İnsanın varlığından kurtulmasıymış. Zaten bunu çok açık buyuruyor;
Sâlihem usandım dâr-ı fenâdan
Bir an kurtulmadım renc ü enâdan
Değil mi, rencü enâ nedir? Burada renc ne, enâ ne?
Ene; benliğim diyor. Renc de, beni benliğim zahmete meşakkate bırakıyor, rencide
ediyor. Beni zahmete bırakan benliğimdir. Benliğimden kurtulmadım ki ben zahmetten
kurtulayım, diyor.
Evet, efendiler demek ki bu amelimizde teveccühün başlangıcından nihayetine kadar
dikkat edeceksiniz, sabredeceksiniz, direneceksiniz. Son derece kalbî cihadınızı
yapacaksınız.
“Gam gelmez dememişler, gam eğlenmez demişler.”
Çünkü kalbî cihat, cihad-ı ekberdir.
Kalbî cihat akan cârî bir nehirdir, nehir kirlenmez. Bu nehirler şehirlerin içerisinden de
akıyor. Ama o şehrin halkı o nehri kirletebiliyor mu? Bütün sokak zibillerinin, ev
zibillerinin hepsini dökseler, atsalar kirletebiliyorlar mı? Kirletemezler. Çünkü onda bir
güç var, alıp götürüyor; nehir kirlenmez. Ama bir göl suyu olursa bu atılanlar bir
çukura birikirse kirlenir.
Cihat yapan kalp cârî bir nehirdir, kirlenmez; cihadını yapmayan kalp göl suyu gibi
kirlenir.
Burada işte kalbî cihat da cihad-ı ekberdir ki bunu, kalbî cihadınızı yapacaksınız.
Hem şimdi burada mesela bu cemaatin içerisinde bir tanesinin hastası var, ağır hastası
var. O düşünce kalbine geliyor. Sen burada bunu dinlemekle onu düşünmekle o hasta
iyileşmez. Ne olacak? Teslim ol sahibine, ona şifayı Allah’tan iste.
Peki, öbürünün de borcu var. Sıkışmış, bonosu gelmiş, efendim senedi gelmiş,
ödeyemiyor, ödenecek; sıkışmış, gelmiş buraya. O da borcundan kurtulmayı Allah’tan
istesin. Maksat Allah’ı unutmamak, gaye Allah’a sığınmak. Cenabı Hak “Bana sığının,
bana rücû edin.” buyuruyor. O zaman sen de burada onu düşünmekle borcun
ödenmez.

