Page 230 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 230
226 Gülden Bülbüllere
Öyleyse bize ne lazım şimdi?
Bir meşayih lazım.
Onun duası bizi kurtaracak, onun duası bizi muhafaza edecek.
Evet, muhakkak işte tarikatın nimetleri, esrarları, halleri bunlardır.
Allah’a şükür hepiniz tarikatlısınız, inandınız geldiniz; fakat buraya tam gelin. Buraya
geldiniz, zahmet çektiniz ıraktan geldiniz, yoruldunuz geldiniz. Bu gece uykusuz
kaldınız, belki aç kaldınız, para harcadınız maddiyat harcadınız. Bunlar önemli değil. O
ki buraya geldiniz, ne için geldiniz?
Bir inancınızla geldiniz. O inancınızı elde etmek için bir saat sabredeceksiniz, bir saat
direneceksiniz.
Teveccüh başlayacak, teveccüh başlangıcından nihayetine kadar bir saat sürer. Bu bir
saat içerisinde öyle bir direnme yapacaksınız ki öyle bir kalbî cihadınızı yapacaksınız ki
her şeyi kalbinizden çıkarıp atacaksınız, kalbinizi Allah ile meşgul edeceksiniz. Rabıta
karşınızda Allah kalbinizde. Aklınıza Allah’tan başka bir şey geldiğinde, aklınızdan
çıkarsa rabıta kamçıyla tependen aşağı vuruyor. Niye unuttun, diyor, sana vuruyor. İşte
buna dikkat edeceksin. O zaman ne olacak?
O zaman güneşe pencere açtın. Muhakkak o güneş o pencereden içeri girecek. Eğer
içinde başka şeyler düşünürsen pencere açamadın. Güneş her tarafı aydınlatıyor ama
senin penceren yok ki evine güneş girsin. Onun için bak, bu kelam da onu ifade eder:
Yâr daim sana nazar eyler
Seni gafil görürse güzâr eyler
Burada yârdan mana Allah’tır. O sana daima nazar ediyor. Eğer seni gafil görürse
güzâr, yani nazarını yapmaz geçer gider, diyor.
Evet, burada tarikatın teveccühünü tarif edelim. Bu cemaatimizin benim kanaatime
göre hemen yüzde ellisi belki teveccüh görmemiştir. Görenler de vardır ama
görmeyenler için teveccühü tarif edeceğiz.
Teveccühümüz bizim için büyük ameldir, büyüklerimizin amelidir. Biz taklidini
yapacağız, tahkiki onlardan doğacak. Ama tahkiki onlardan doğdurmak için sizin
ihlâsınız, sizin hulusunuz; sizin selim, halis, hulasa olan kalbiniz bunu meydana
getirecek. Bakın şimdi:
Eriş kalb-i selîm içre huzûra
Seni mahv et erem dersen sürûra
Ölümden evvel öl gel gir kubûra
Bu berzah âlemin geçmek dilersen
Bekâ gülşanına göçmek dilersen
Evet kalb-i selim nedir?
İnsanlar huzur isterler değil mi? Huzurlu olmayı isterler.

