Page 231 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 231
Teveccüh Sohbetleri 227
Hâlbuki huzur neredeymiş? Kalb-i selimde
Eriş kalb-i selîm içre…
Kalb-i selim ol ki huzurlu olasın, diyor.
Eriş kalb-i selîm içre…
Selim kalp hangisi?
Selim kalp Allah’ı zikreden kalptir.
Her şeyi gönlünden çıkartmış, gönlünü Allah’a vermiş. Kalbini Allah ile meşgul
edersen selim kalp budur. Oraya başka bir şey girmez ki.
Allah Alîm, Allah Kadîr, eğer bir insan Allah’ın mülkü olan bu kalbini Allah’a teslim
ederse Allah onu muhafaza eder, her şeyden muhafaza eder.
Çünkü her şeyi tadan, kalp, efendiler. Yani bütün acıyı, tatlıyı duyan kalptir. Senin
görmüş olduğun cefayı, sefayı kalp duyuyor. Senin karşılaştığın acıyı, tatlıyı yine kalp
duyuyor. Zahmetini kalp çekiyor. Rahatlığı da kalp duyuyor. Ama niçin âşık buyurmuş
ki:
Gelse celâlinden cefa
Yahut cemâlinden sefa
İkisi de cana şifa
Senden hem o hoş hem bu hoş
Aslında burada “Vebil kaderi hayrihi ve şerrihi” fermanını ifade ediyor. Bak, “Vebil
kaderi hayrihi ve şerrihi.” fermanına biz inandık ama tatbikatı bizde yok, o tatbikatını
yapmış.
Gelse celâlinden cefa
Yahut cemâlinden sefa
İkisi de cana şifa
Ne demiş yani?
Diyor ki, benim için hastalık da bir sağlık da bir.
Burada cefa hastalıktır, sefa sağlıktır.
Burada cefa fakirliktir, sefa zenginliktir.
Burada cefa insanlardan huzursuz yani insanlardan görmüş olduğu tazip, eziyettir.
Burada sefa insanlara sevilmek, insanlara sayılmak, insanlardan itibar görmektir.
Bunların hepsini o’ndan biliyor, hepsini Allah’tan biliyor.
Onun için hepsi birleşmiş, sefa-cefa bir olmuş, varlık-yokluk bir olmuş, hepsi
birleşmiş.

