Page 286 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 286

284                                                          Gülden Bülbüllere

          Ama mübareğin 3000 tane ırgatı varmış. Dervişin gönlünde tamamen itiraz kaynamış.
          Neyse gitmiş tekkesine görüşmüş. Bir iki gün misafir kalmış. Bu sefer de bir gün Hace-
          i Ahrar Hazretleri, onun gönlünde ne kadar da bu olsa, acımış ona, ikaz etmek istemiş.
          Çünkü:
                 Külli boş değildir aşka düşenler
                 Katre düşmeyince sel uyanır mı
          Buyruluyor. O da mademki Allah için bir derviş olmuş işi yok, gücü yok bir seyahate
          çıkmış ise, Allah’ın ihsanı acımış onu ikaz etmek istemiş, yani  onu münkirlikten
          kurtarmak istemiş.
          Münkir demek bir hakikati inkâr etmek demektir. İnkâr demek, küfür demektir. Onu
          kurtarmak için Hace-i Ahrar Hazretleri:

          —Derviş baba, ben de seninle beraber biraz seyahat yapayım, demiş.
          Ters istikamete gitmişler, doğu istikametinden gelmişse, batı istikametine gitmişler,
          çünkü onun gelmiş olduğu istikamete gitseler oraları öğrendi, hep sordu öğrendi. Ters
          istikamete gitmişler, geldikleri köylere hep demiş ki:
          —Nöbetçisi biziz, bekçisi biziz.

          Böyle devam etmiş, dervişin itirazı daha çok kaynamış, artmış.
          —Böyle meşayih olmaz, dünyayı zapt etmiş, demiş.
          O gün akşama kadar gitmişler. Bir  mezrasında, köyünde misafir olmuşlar. Oradan
          kalkmışlar tekkeye dönmüyorlar, yine ters istikamete gidiyorlar. Derviş soruyor:
          —Efendim, nereye gidiyoruz?
          —Ben sana demedim mi biz arkadaş olduk, beraber seyahat ediyor, gidiyoruz.

          —Efendim benim merkebimle keşkülüm tekkede kaldı, onu alayım.
          —Ben bu kadar emvali bıraktım gidiyorum da sen bir merkebi bırakamıyor musun,
          sen bir merkepten geçemiyor musun? Demiş.

          O zaman derviş ayılmış.
          —Eyvah, benim bu merkebe olan  muhabbetim kadar, onun malına mülküne
          muhabbeti yokmuş, demiş.
          Bakın efendiler! Onun için derviş demek evvela dünyadan geçiyor. Zaten dünyadan
          geçmese insan ahireti kazanamaz.  Bu da sevgiyle olur. Ama insan sevdiğinin peşine
          gider sevmediğinden kaçar. Dünyayı ahiretten fazla  sevmiyorsa ameli  olması lazım.
          Ameli olmazsa dünyayı sevmiyorum, demekle bu olmaz. Kimi kandıracak?
          Evet, bir defa ahireti sevecek ki dünyadan geçsin. Bu kalptedir. Dünyadan geçmezse
          insan ahireti kazanamaz.

          Ahiretten de geçmezse Ru’yetullah’ı kazanamaz.
          Ama derviş dünyadan da geçmiştir. Ahiretten de geçmiştir. Her şeyden geçmiştir. Bir
          dost bir post kalmıştır.
   281   282   283   284   285   286   287   288   289   290   291