Page 35 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 35
Teveccüh Sohbetleri 31
gösteriyorlar. Nasıl irşat etti? Halka, ilmiyle, kemaliyle bilinen, halka sevilen Mevlânâ’yı
onların gözünden düşürdü. Halkın nefretini duyurdu. Halk ne dedi? Hâşâ
estağfurullah: “Hocamız dinden çıktı.” dediler. Ona mürşidi öyle işler yaptırdı ki
aslında o yaptırdığı işler onu ilminden geçirmek için, onu düşürmek için, bir gösterişti.
Ama normalde bu mümkün mü? Hani sen bir maharetinden, ilminden bir şeyinden
dolayı halka seviliyorsun, onun tersini işleyebilir misin? Çünkü onun tersini işlersen bu
sefer ne kadar sevilirsen o kadar da halkın nefretini kazanacaksın. Halk seni tenkit
edecek, lanetleyecek seni. Bunlar böyle efendim...
Teveccühten bahsedelim biraz da. Ondan sonra teveccühümüzü işleyelim. Şimdi
teveccühün başlangıcında dedik ki teveccüh yapacağız, teveccühe geldik.
Teveccühe gelin ihvân
Kuruldu halka-i Rahmân
Açıldı ravza-i rıdvân
Bak! Bu da bir kelamı kibardır. İhvanlar toplanın, teveccühe gelin, diyor.
“Halka-i rahman” Allah halkası, Allah'ı zikredenlerin halkasıdır. Allah'ı zikredenler
gelir de Allah'ı zikrederse orası “ravza-i rıdvan”dır.
Açıldı ravza-i rıdvân
Ravza ne? Cennet bahçesi.
Rıdvan ne? Cennetteki yetkililer, görevliler, cennet yetkilileri, görevlileri, rıdvan da
bunlardır.
Burası, demek ki teveccühte ne oluyormuş? Cennet oluyormuş, cennet bahçesi
oluyormuş. Cennetin yetkilileri de buraya geliyorlar. Ama cennetin yetkilileri,
görevlileri kimler olur?
Yalnız bunun için başka bir kelam daha var. Bakın, kelamda ne konuşuluyor?
Buyruluyor ki:
Arşın iki gölgeleri
Hasan ile Hüseyin'dir
Ol cennetin ziynetleri
Hasan ile Hüseyin'dir
Burada hakikaten peygamberimizin böyle bir hadisi şerifi var. Buyuruyor ki: “Hasan-
Hüseyin Efendilerimizin nurları ile Cenabı Hak, arş-ı âlâyı bezetiyor.” “Hasan ve
Hüseyin Efendilerimizin nurları ile cenneti bezetecek, süsleyecek, ziynetlendirecek.” .
18
Evet, bizim bu amelimiz olan teveccühü, tabii her zaman da yapıyoruz. Belki bugün
teveccühe yeni katılacaklar var, bilmeyenler var. Çünkü on gündür buradayız, hayli
18 Tirmizî Menâkıb 3778

