Page 317 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 317

Teveccüh Sohbetleri                                                    315

          Niçin? Ne kadar malın çok olsa, daha da çoğalmasını istersin. Ne kadar çok olsa daha
          çoğalmasını istersin yine, yeter, demezsin.

          Ama zenginlik burada Allah’ın verdiğine razı olmaktır. Bu da kanaattir.
          Zenginlik istersen kanaat et; vaaz, nasihat istersen ölümünü düşün.
          Bakın, dikkat edin, demek ki insanlar eğer ölümünü düşünürse en büyük vaaz, nasihat
          ölümünü düşünmektir.
          Bu vaaz nasihatten maksat ne?
          Bize gayemizi bildirmek. Ebedi, hakiki, manevi hayatımızı bildirmek. Bu dünyanın fani
          olduğunu bilmek. Ve bu  dünyaya niye geldiğimizi bilmek, ne  yapacağımızı bilmek,
          nereye gideceğimizi bilmek.

          Ölümü düşünmekten maksat:
          Bizim için Cenabı Hak ne dilemiş, Rabbimizin hikmetlerini, kudretlerini bilmek. Bizim
          için neler bahşetmiş, neyi bahşedecek onu bilmektir.
          Fakat biz bunları bilmiyoruz, biz bunları bilemiyoruz. Eğer ölümümüzü düşünürsek o
          zaman dünyayı sevmeyiz.

          Zaten dünyayı sevmesek her şeyden mesul olmuyoruz. Bizi aldatan dünya oluyor.
          Dünyayı gönlümüzden  çıkarırsak var ya  ahireti kazanıyoruz. Gönlümüzden
          çıkarmıyoruz ki, seviyoruz.
          Sevilen şey gönülden çıkmaz, sevilmeyen şey gönülden çıkar.
          Öyleyse dünyayı sevmemek için ölümü düşünmek var, ölümü unutmamak lazım.

          Vaaz, nasihat istersen ölümü düşün, ilim istersen sabret.
          İlmin başı da sabırdır. Bak, bunlar cümleler.
          Onun için burada demek ki, dört tane manevi düşmanımız var. Dünyayı sevmezsek ve
          düşünsek dünya fani; bizden evvel annemiz, babamız, akrabamız, etrafımızda zenginler
          hep gittiler, biz de gideceğiz. Onlar bir şey götüremediler, biz de bir şey götüremeyiz.

          Böyle ölümü düşünmekle beraber dünya sevgisini atalım gönlümüzden çıkaralım.
          Evet, ölümü  düşünürsek dünyayı gönlümüzden çıkarabiliriz. Ama onu da
          düşünemiyoruz efendiler. Bir akrabamız, bir komşumuz, bir ihvanımız ölüyorsa onun
          cenazesi olduğunda aklımıza geliyor. Onu götürüp toprağa koyup gelince unutuyoruz.
          Bir daha bir ölü olacak ki aklımıza gelsin. Öyle değil mi? Ben size soruyorum bunu. Bir
          ölü olacak ki hatırımıza ölüm gelsin, ölüm olmayınca unutuyoruz. Halbuki ölümü hiç
          unutmayacağız.
          Hem ölüme hakkel yakîn inanmak lazım. Nasıl?
          Bak buraya oturdum, buradan kalkamadım. Ve ölüme hakkel yakîn inanmak, ölümü
          unutmamaktır.
          Hayat bir nefestir insanlarda; nefes bitti, hayatı çıktı.  Bu nefes çıkar, girmez; girer
          çıkmaz.
   312   313   314   315   316   317   318   319   320   321   322