Page 330 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 330

328                                                          Gülden Bülbüllere

          başından çok felaketler geçer. Ama sürüden ayrılana bir  şey lazım gelmez. Zaten
          burada bak ifade ediliyor:

                 Nefsim bana râm ol düşme teşvîşe
                 Hep fâsiddir bu kurduğun endîşe
                 Sürüsün yedirmez kurt ile kuşa

                 Pîr-i Sâmî gibi arslanımız var
          Buyrulmuş böyle. Demek ki onlar sürünün manevi çobanıdır. Biz de bir manevi
          sürüyüz. Ancak burada manevi çoban onların ruhlarıdır. Manevi sürünün ferdi de
          bizim ruhlarımızdır. Her ne kadar ismimiz, cismimiz nerede olursa olsun, neyle meşgul
          olursak olalım onları unutmadığımız zaman onların sürüsündeyiz.  Onların gözünün
          önündeyiz ve onların kanadının altındayız, öyledir zaten.
          Bir mürit nerede olursa olsun rabıtasını unutursa ayrılmış olur; unutmazsa ayrılmaz.
          Sanki bir büyük kuşun yavrusu civcivleri var ya. On tane, yirmi tane, elli  tane,  yüz
          taneyi alır kanadının altına. Yüz taneyi de kanadının altına alır, gizler. Böyle olduğu
          gibi, buyrulduğu gibi,
                 Pir-i Sami'nin kanadı altına gizlenmişiz

          Demek ki Evliyâullah’ın velâyeti o kadar büyük ki… Nasıl bir anne kuş civcivlerini,
          yavrularını kanadının altına alıyor gizliyorsa, müritler de öyledir isterse dünyanın her
          tarafına serpilsin, nerede olurlarsa olsunlar yeter ki mürit meşayihini unutmasın.
          Zaten öyle Nakşibendî Efendimiz’in emri değil midir bu? Buyurmuş ki:
          — Bizi unutmayın, bizi unutursanız bizden ayrı düşersiniz; bizi unutmazsanız biz sizle
          beraberiz. Ama bir de buyurmuş ki:
          —Bizi taklit edin  ki  unutmayasınız.  Taklit etmezseniz unutursunuz, taklit ederseniz
          bizi unutmazsınız. Bizi unutmazsanız biz sizinle beraberiz.
          Evet, efendiler! Allah'a şükür böyle inanmak lazım, böyle itikat lazım ki ona göre de
          sa'yında bulunalım. Evet, hatmelerimize çok dikkat edelim. En büyük amelimiz bizim
          hatmedir. Hatmelerden hiç geri durmayın, yorgunum demeyin, yok uzaktır demeyin.
          Herhangi muhitte köyde  şehirde kasabada nerede  hatme  okunuyorsa hatmeye  hiç
          olmazsa haftada bir gün gidin. Gitmezseniz eğer o zaman da kuru davada kalırsınız,
          kuru dal olursunuz.
          Çünkü niçin? Mademki Allah bizi inananlardan halk etmişse, biz bir amel peşindeysek,
          biz amelin efdalini arayacak olursak bizim hatmeden  daha  büyük amelimiz  yoktur.
          İnandık bu tarikata girdiysek böyle. Evet, hatmelere çok dikkat edin.
          Teveccüh de bu da büyük bir amelimiz. Teveccüh her zaman olmuyor; hatme Allah'a
          şükür her gün, her zaman, her muhitte yapılıyor. Bir zaman için baskı vardı, sıkıntı
          vardı. Yine  de o baskı sıkıntı o havf arasında bırakmıyorlardı. Hatmemizi
          bırakmıyorduk.
   325   326   327   328   329   330   331   332   333   334   335