Page 328 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 328

326                                                          Gülden Bülbüllere

          Pirimiz bir sohbetinde buyuruyordu ki adamın bir tanesi, affedersiniz, bir gün ölmüş
          merkebine mezar yapmış gömmüş.  Bunun üzerine  de türbe yapmış, kabir yapmış.
          Kulaklı Baba Türbesi diye yazmış üzerine, Kulaklı Baba Türbesi. Kimse bilmiyor fakat
          o isme hürmeten duyan gelmiş her taraftan gelmişler, orası olmuş bir ziyaretgâh.
          Gelenin her türlü hastalığı yok  olurmuş, gidermiş. Niçin? Oraya  bir isim vermiş ya
          Kulaklı Baba Türbesi. Ama Kulaklı Baba burada, hâşâ Estağfurullah, hani merkebin
          kulakları var ya uzun, ama onu kimse anlamıyor. Burada türbe, Baba ismi geçiyor ya,
          ona hürmeten.

          Türk ıstılahında Türk büyüklerine insanların ileri gelenlerine, büyüklere, Baba denilmiş,
          Ata denilmiş. Mesela, Terzi Baba, İrşadi Baba işte böyle isimler verilmiş.
          Tabii ki bunlar büyük insanlara verilen bir isim, yetişkin insanlara verilen bir isim. O
          isim hürmetine Cenabı Hak oraya gelen hastanın şifasını veriyormuş. Değil mi? Cenabı
          Hak zaten öyle buyuruyor: “Kulum nasıl zannederse ben öyle halk ederim.” 1
          Evet, şimdi biz de utanaraktan, hicap ederekten buraya çıkıyorum, yükseğe çıkıyorum.
          Gerçi  benim arzum değil, sizin arzunuz. Daha rahatça göresiniz, daha rahatça
          dinleyesiniz diye. O da biz de bir aletiz.
          Ama bizi konuşturacak sizsiniz. Sizin muhabbetiniz, sizin ihlâsınız çekecek. Bizi de bir
          konuşturan olacak. Onun için burada hakikaten bir kelam var ya!
                 Ey birader sözlerime tut kulak

                 Sanma anı söyleyen dil yâ dudak
          Burada bizim bu cemaate karşı söyleyecek bir bilgimiz de yoktur, tahsilimiz de yoktur.
          Biliyorsunuz, herkes biliyor bunu. Ama bir emirdir bu, bir emir.

          Mübarek şeyh efendimiz bize teveccüh yap, diye bir emir vermiştir. İşte bize bu bir
          emirdir. Sohbet et ihvanlara, demiştir. Ki himmet onların, ihlâs da sizin. Arada biz bir
          aletiz aslında.
          Ama ne olursak olalım Allah'a şükür, bugün büyüklerimizin amelini işleyeceğiz. Allah
          bu amelin feyzinden nurundan, bereketinden sizleri de bizleri de ihya-âbâd etsin.

          Hani Sâlih Baba'nın bir emri vardır:
                 Ateş-i aşkınla yandır Sâlih'i
          Sâlih, amel işleyendir yani bir isim değil. Amel-i sâlih deniliyor ya. Ama amel-i sâlih ise
          en güzel amel budur, en kıymetli amel budur, en sağlam en makbul amel budur. Ki
          teveccüh büyük bir ameldir.

          Peygamber  Efendimiz de teveccüh  yapmıştır. Ashabına yapmıştır teveccühü
          Peygamber Efendimiz.

          Hatta Eşrefoğlu'nun kitabında yazar. Bir teveccühünde mübarek, gayri ihtiyari başını
          sağa sola böyle sallamasıyla başından imamesi düşmüş. Çarpmışlar, parça  parça



          1   Hadis Kutsi, Buhari
   323   324   325   326   327   328   329   330   331   332   333