Page 329 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 329

Teveccüh Sohbetleri                                                    327

          bölüşmüşler, herkese  tırnağımın üzeri  kadar kalmış. Teberrüken  saklamışlar. Yani
          teveccühü de Peygamber Efendimiz yapmıştır.

          Tarikatın her ameli sünnettir, sünnet-i müekkededir. Terki olmayan bir sünnet gibidir
          tarikatın her ameli.
          Ama yaşayan için hem farzdır, hem sünnettir, hem müstehaptır.

          Niçin, neden? Cenabı Hakk’ın indinde en makbul olan amel devamlı yapılan ameldir,
          az da olsa makbul olan devamlı yapılandır. Çünkü  devamlı yapılan  bir amele riya
          girmez de onun için. Ama ara sıra yapılan amele, bazen yapmak, bazen yapmamakla
          ona riya girer.
          Bir cemaatin içerisinde yaparsın bir ameli, cemaat olmadığı zaman veya birisi yapar. O
          yaptı, ben de yapayım, dersin, yaparsın o ameli, başka zaman yapmazsın. Buna riya
          girer ama devamlı yapılan bir amele riya girmez.
          İşte onun için burada bizim tarikatımızın amellerini de devamlı yapmak lazım.
          Mesela dersimiz var; devamlı çekeceğiz. Evvabin  namazımız var;  devamlı kılacağız.
          Seferde de  hazerde de, sağlıklı iken hastayken, boş zamanlarımızda meşgul
          olduğumuzda bunu kılacağız.

          Böyle boş zamanımızda kılıp meşgul zamanımızda kılmazsak veyahut da yolcuyuz
          yolda kılmazsak, hastayken kılmazsak; hayır, yok kılacağız.

          Eğer akşam namazını kılıyorsak onu da kılacağız; akşam namazını kaçırdıysak tabii, o
          da kaçar. Farkı ne olur? Akşam namazını kaza ederiz, evvabin namazını kaza etmeyiz.
          Çünkü onun kazası olmaz.
          Teheccüd namazı da böyledir, evvabin namazı da  böyledir, günlük dersimiz de
          böyledir, hatmemiz de böyledir.
          Gerçi hatme haftada bir gün okunursa o da bir kolaylıktır. Zamana göre bir kolaylık
          emretmişler.  Eskiden haftada her gün okunuyordu. Bir zaman için bir yasaklıktan
          dolayı, bir  darlıktan sıkıntıdan dolayı haftada  bir güne düşürmüşler. Büyüklerimizin
          emri, haftada en az bir kez. Ama bu emir verilmişse yine de haftada bir gün bu emri
          yapmalıyız, hatmeyi yapmak lazım.
          Onun için herhangi muhitte olursa olsun, köyde  şehirde nerede olursa olsun orada
          hatme okunuyorsa  ırak demeyin, yorgunum demeyin, efendim ihmallik etmeyin,
          tembellik etmeyin.  Haftada bir gün gitmeye  borçlusunuz. Her gün giderseniz  daha
          “Nurun ala nur.” olur ama haftada en az bir gün gideceksiniz.
          Hatmeden uzaklaşan, ihvandan uzaklaşan, bak, sürüden uzaklaşmıştır. Sürüden ayrılanı
          kurt yer, büyüklerimiz buyuruyor ki: “Sürüden ayrılanı kurt yer.”
          Bu sürü ise işte bizim hatmemizdir, sohbetimizdir, ihvanlar arasına girmek karışmaktır.
          İhvanlardan ayrılan, sohbetten  ayrılan, hatmeden ayrılan, bunlardan  ayrılan sürüden
          ayrılmış olur.
          Her tarikatın mensubu bir sahipli çobanın sürüsü gibidir. Ama bir çoban bir sürüyü
          bırakıp da sürüden ayrılan bir tanesinin peşine gitmez. O bir koyun sürüden ayrılırsa
          çoban onun  peşine gidemez. O zaman onu canavar da yer, gider hırsız da çalar,
   324   325   326   327   328   329   330   331   332   333   334