Page 339 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 339

Teveccüh Sohbetleri                                                    337

          Kimisine de ilim vermiş mihraba geçirmiş. Geçiyor bin cemaatin, on bin cemaatin, yüz
          bin cemaatin önüne imamlık ediyor veyahut da onlara Allah'ın emirlerini tebliğ ediyor,
          nasihat ediyor onlara.
                 Nicesin kapladın sîm ü zer bâba
          Kimisine de  o kadar  altın, inci, zenginlik verdin ki onlarda ilim de yoktur  amel de
          yoktur.
                 Düşürdün sefînem kûh-i girdâba

          Kûh-i girdaptan  mana da burada  bir hesapta fakirlik. Fakirlikten insan yanıp
          kavruluyor.
          Bir hesapta hastalık; hastalık onu perişan etmiş.

          Bir taraftan da zillet, zilletten gözü hiç açılmıyor.
          Bu kelamı kibardan başka bir kelamı kibar var ki insanlarda manevi fakirlik de vardır.
          İnsanlarda manevi zillet de vardır.

          İnsanlarda manevi illet (hastalık) de vardır.
          Manevi illet nedir insanlarda? Ayrılıktır. Manevi illetini bilmiş, Allah'tan ayrıldığını
          bilmiş, firakta, ayrılıkta olduğunu bilmiş. Ben nasıl bu ayrılıktan kurtulacağım, nasıl ben
          firaktan kurtulacağım, demeleri, bu onların derdidir.
          Onlardaki fakirlik nedir? Onlardaki fakirlik, yapmış oldukları ameller hiç asla ve asla
          gözlerinin önüne gelmiyor. Emin, tatmin olamıyorlar. Diyorlar ki: “Biz layıkıyla amel
          yapamıyoruz, Allah'a layıkıyla amel yapamıyoruz.” Onlardaki fakirlik de budur.

          Bir de zillet  var ki dünyanın hiçbir  şeyinden zevk  almıyorlar. Ne yemesinden, ne
          içmesinden hiçbir şeyinden zevk almıyorlar. Esas kelamı kibar buna buyrulmuştur.

          Demek ki bir insan dünyadan zevk almazsa, hiçbir şeyden zevk almazsa ve insanlar
          amelinden de tatmin olmazsa böyle der. Zaten yaptım derse  amelini, onda  manevi
          fakirlik  olmaz. Maddi fakirlik, mal fakirliği ama  manevi fakirlik de  amel fakirliğidir.
          Maddi illet, insanlarda vücudunda olan arızası hastalığıdır; ama manevi illet ayrılıktır
          firaktır.
                 Nicesin geçirdin sadra mihrâba
          Manevi fakirlik amel fakirliğidir. Hiçbir amelinden tatmin olamıyor ve o ameli işliyor
          havfini de çekiyor. Zaten öyle, amelin makbulü de budur.
          ‘Ameli güzel işle işlememiş gibi bil’.

          Zaten bilmesek de bizim ne amelimiz var ki Allah'a sığınırız. Amel huşû ile olmazsa,
          huzurlu olmazsa o amelin ne makbuliyeti olacak?
          Ama yine de olsun çünkü Cenabı Hak bize cihadı farz kılmışsa; amelde de cihat var,
          namazda bile cihat vardır.
          Namazdaki cihat  nasıl olur? Kalbine gelen  şeyleri atacaksın, onu  tutmayacaksın.
          Atarsan cihadını yapıyorsun, cihadını yapıyorsan orada da bir sevap kazanıyorsun.
   334   335   336   337   338   339   340   341   342   343   344