Page 343 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 343

Teveccüh Sohbetleri                                                    341

          Arabayla silahı da  orada  dökeceksin (cüzi iradeyi kaldırma). Bırakamazsan oradan
          geçemezsin.

          Onun için şeriat, tarikat, hakikat, marifet var.
          Şeriatsız olmaz bir defa. Şeriatımız tamam olacak ki tarikatımız olsun.
          Tarikatımızı da tamamlayacağız ki hakikate geçelim.

          Tarikatımızı tamamlamak için aşk-ı ilahiyi çoğaltmak lazım. Bizde olan Allah sevgisini,
          verilen bir sevgiyi çoğaltmak lazım, onu muhafaza etmek lazım. O neden azalıyorsa
          ondan sakınmamız lazım, neyle çoğalıyorsa çoğaltmamız lazım.
          Neyle çoğalacak? Hizmetle ve himmetle.
          Hizmet yapmazsak himmet alamayız.

          Himmet alamazsak hizmetimizde azimli olamayız. Hizmette azim vardır.
          Hizmetteki azim denilince Peygamber Efendimiz: “İki günü müsavi olan zarardadır.”
                                                                                   8
          buyuruyor. Hâlbuki bu, amelde değildir aslında.
          Ama yine amelde de vardır. Amelde de olacak. Amelde de farklılık vardır. Niçin bu
          kadar ulemalar çalışmışlar, göz nurları dökmüşler kitaplar yazmışlar, zâhir  şeriatta
          efdaliyet aramışlar değil mi? Bunları da arayacağız, bunları da yapacağız.
          Ama en efdal olan amel de mahviyetle olan ameldir. Ameli güzel işle işlememiş gibi bil.
          Bu da ancak aşka duçar  olacaksın ki  ameli yaptım, değil yapamadım, diyebilesin.
          Yaptım demek varlık oluyor, yapamadım demek makbul oluyor. Evet, efendiler;
               Şarâb-ı lebinle kandır Sâlih'i

          buyurmuş. Leb, dudaktır,  şarap da keyif veren  bir  şey insanlara. Ama senin
          dudaklarından çıkan sözlerin insanları mest eder.

          Şarap ikidir:  Biri  nefse mestlik verir biri  de ruha  mestlik verir. Ruha  mestlik veren
          şarap, Allah sevgisidir. Nefse mestlik veren de bildiğimiz şarap. Ondan keyif alıyor ki
          onu içiyor; almasa niye onu içsin? Günah olduğunu bildiği halde ondan almış olduğu
          keyfe dayanamıyor, o günahı işliyor. Onun zevkine dayanamıyor, o günahı işliyor.

          Ama bir şarap da var ki ruha veriyor bu mestliği, bu keyfi. Onun için:
                 Bu aşk bir bahr-i ummandır
          Aşk, bahr-i ummandır, bahr-i umman da büyük deryadır.
                 Bu aşk bir bahr-i ummandır

                 Buna had ü kenar olmaz
                 Delilim sırrı Kur'an'dır
                 Bunu bilende ar olmaz

          Kur'an'daki sır nedir?

          8  Keşfül Hafa C.11 S.233
   338   339   340   341   342   343   344   345   346   347   348