Page 397 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 397
396 Gülden Bülbüllere
Evet, ne buyruluyor? “Utlubul ilme minel mehdi ilel lehd.” durma sen. Bu kime? İşte
ilmi olmayanlara, Kur’an’ı bilmiyor, efendim, günahı-sevabı bilmiyor, helali-haramı
bilmiyor, hiçbir şey bilmiyor, namazı kılacak Fatiha’yı bilmiyor, değil mi? Evet o kimse
60 yaşına gitmiş, 70 yaşına gitmiş, Daha 70 yaşından sonra ben öğrenemem, daha nasıl
öğreneyim, nasıl namaz kılacağım? diyor. Yok, hayır, öğrenecek.
Neyi öğrenecek? Abdest almayı öğrenecek. Neyi öğrenecek? Kur’anı yeteri kadar, yani
namazda lazım olduğu kadar Kur’an’ı öğrenecek. O ne kadar? Namaz sureleri var,
değil mi bunları öğrenecek. Namazın nasıl kılınacağını öğrenecek, bunları öğrenecek.
Gerçi kelamı kibarda bakın:
“Utlubu'l-ilme mine'l mehdi ile'l-lehd” durma sen
Bu ilmi olmayanlara, ümmi olanlara, fakat:
Bir kaç esmâ bilmek ile Hakk'ı bildim sanma sen
Sohbet-i Pîre devam et rûz u şeb usanma sen
Bu da nedir? Bu da hani âlimlere diyor: Fakülte bitirdin veyahut da medrese ilmi
bitirdin, bir kaç esma bilmekle bir ilim sahibi oldun. Ama bu satırda okuduğun ilim ile
sen Allah’ı bildin sanma”.
Ya! Allah’ı bilmek için bir bilene git. Allah’ı bilmek için bir bileni bul ki sana Allah’ı
bildirsin.
Sohbet-i Pîre devam et rûz u şeb usanma sen
İşte Mevlânâ o kadar ilmi ile Allah’ı bulamadı. Şems geldi sohbetinde Allah’ı ona
buldurdu. Değil mi? Şems geldi ona bir aşk verdi. Onun gönlüne Allah aşkı verdi.
Çünkü gönlünde derç etmiş olduğu, depolamış olduğu ilmi onu engelliyordu. Onu ne
yaptı? O depoladığı ilmini dağıttı, o ilmini çıkarttı gönlünden, attı, onu dağıttı. Onun
gönlüne bir ilim soktu. Onun satırdan almış olduğu ilmi onun gönlünden çıkarttı.
Sadırda olmayan ilmi onun kalbine, gönlüne yerleştirdi. Bu da Allah aşkıdır ki:
Bir noktada pinhan imiş
Gör neyledi bu aşk bana
Ol can içinde can imiş
Gör neyledi bu aşk bana
Oldu bu aşk devlet bana
Evet, Allah insanlar tarafından üç yönden bilinirmiş.
Biri var ilmel yakîn bilinir. Bunu âlimler bilirler.
Biri var ki aynel yakîn bilinir. İlmi de var, fazla amel işlemiş, Allah’a yaklaşmış. İlmel
yakîn demek biliyor da bir mesafe var.
Hakkel yakîn demek de mesafeyi de kaldırıyor, yaklaşıyor, bu da amelledir. Zaten
bunların delilleri var efendiler! “Kulum bana nafile ibadetle yaklaşır.” 3 Hadis-i kudside
var, açıkça burada buyuruyor. Peki, ama yaklaşır, kim?
3 Buhari Rikak 38

