Page 394 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 394

Teveccüh Sohbetleri                                                    393

          Mürde, ölü kalpler teveccühte dirilir.
          Ölü kalp hangisi? Allah’ı zikretmeyen kalp ölüdür. Fakat Allah’ı zikreden kalp diridir.
          Bu teveccühte oluyor.
          Mübarek  Şeyh efendimiz  de buyuruyordu ki: “Müridin kalbine teveccühte zikir
          tohumu ekilir.” Tabii zikir tohumu ekilir ama her arsa, her tarla da o tohumu bitirmez.
          Erbabı da her tarlaya ekmez. Ekse de bitmez.
          Yani bu nedir? Bir Evliyâullahın himmetidir.  Bir  müridin herhangi bir hizmetinden
          dolayı veyahut da bir amelinden dolayı  ona himmet  eder ama o himmet ona  tesir
          etmez. Niçin?
          Evet, o arsadan mana bizim kalbimizdir. Bu kalbimize eğer dünyayla, şuğulla böyle her
          şey gelir dolarsa, o kalbimiz temiz değildir. Ekilen tohum orada bitmez ve erbabı zaten
          o kalbe de ekmez. İşte onun için:
                 Yar daim sana nazar eyler
                 Seni gafil görürse güzar eyler

          Evet,  bu zâhir emirde  Cenabı Hak  buyuruyor ki: “Ben bir kulumun kalbine günde
          yetmiş defa nazar ederim”. Ama bu nazarın saatleri, dakikaları belli değildir ki.  24
          saatte yetmiş  defa hangi saatlerde  hangi dakikada bu nazar geçer bilinmez. Öyleyse
          bunları cezbetmek için bütün ayık olmak lazım ki bunları cezbetsin, bunları alsın.

          Ama burada işte bunun günü, saati, dakikasıdır. Günü de belli, saati de belli, dakikası
          da belli. Madem büyük amel; ayık olana bu Allah’ın ihsanı oluyorsa işte en büyük amel
          buradadır. Burada ayık olun. Bugün bu Allah’ın ihsanları burada olacak.
          Evet, öyle efendiler. Teveccühten sonra da daha görüşmek olmasın. Kusura bakmayın
          özür dilerim. Aslında mümkün değil, olmaz zaten. Teveccüh  bitince çok  yorucu
          oluyor. Ama  teveccühün nuru, teveccühün feyzi  bereketi  bizi sağ ediyor. Teveccüh
          nasıl bitiyorsa çaput gibi  düşüyorum. Güçsüz bir  hâl geliyor.  Onun için burada
          teveccühten sonra daha görüşme olmasın.
          İşte tekrar ediyorum Erzincan halkı köylerden, şehirlerden gelenler kalmasın gitsinler.
          Yine 20 gün daha buradayız. Yine görüşmemiz mümkün olur. Evet, dışarıdan gelen
          büyük vasıta minibüsler,  otobüsler ile gelenler  onlar da gitsinler. Kumanyalarını
          dışarıda yesinler ve yollarına devam etsinler. Evet, taksiyle gelenler onlar da ziyarete
          gidebilirler. İstedikleri zaman giderler. Yani teveccühün sonunda burası bir sakinlesin,
          sokak sakinleşsin. Ondan sonra taksi ile gelenler ziyarete giderler veya akrabası varsa
          akrabasına gider. Kumanyasını içeride yesinler. Bunlara riayet edelim.
          Evet, işte şimdiden hepinize Allah’a ısmarladık, hakkınızı helal edin. Allah’a ısmarladık
          sizi, duâdan unutmayın bizi, sağ kalırsak göreriz birbirimizi. Cenabı Hak tezde, yakında
          görüşmek nasip etsin inşallah.

          Hani bir  yerde sabit değiliz geziyoruz,  Allah’a  şükür, hamdolsun.  Meşayihe tebliğ
          sünnet. Yine  biz kendimizi meşayih yerine koymayalım. Tebliğ sünnetse, demek ki
          bizim gezmemiz de sünnet oluyor.
   389   390   391   392   393   394   395   396   397   398   399