Page 399 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 399

398                                                          Gülden Bülbüllere

          Diyor. Ama burada efendiler! İşte o kartaldan mana nedir biliyor musunuz?
          Niyazi Mısrî Hazretleri çok büyük bir âlimmiş. Yunus Emre’yi imtihana gitmiş. Yunus
          Emre’nin de hiç ilmi yok, ne yapmış? O Niyazi Mısri Hazretleri’ni orada yenmiş. Nasıl
          yenmiş? Onun ilmini elinden almış, ilmini silmiş gönlünden, kafasından, artık hiçbir
          şey bilmiyor.  Onu kendisine mahkûm  etmiş. Niyazi  Misrî Hazretleri onu imtihana
          gelmişken, onun ayaklarına kapanmış ve beni  affet, demiş. Af dilemiş, ona teslim
          olmuş.
          Evet, işte bu kartaldan mana ilmiyle mağrur olan, ilmiyle kendisini yüksek gören, bir
          âlimdir. Ama işte ilmiyle  âlim olmak için tevazu ehli olacak. Amelsiz olmaz,  ama
          amelin en büyüğü tevazudur.
          Bizim tarikatımızda da tevazudan büyük amel yoktur, büyüklerimizin emri de böyledir.
          Bizde en büyük amel tevazu, alçalmaktır.
          En büyük keramet, keramet isteriz ya, bizde en büyük keramet takva sahibi olmaktır.
          Takva: Havf, Allah korkusu. “Hikmetlerin başı Allah korkusu.” 5  değil mi? Cenabı Hak
          “Muttaki  olun.” diye bize emrediyor.  Muttaki,  takva sahibi olan kurtulur, muttaki
          olmayan kurtulamaz. Ama muttakinin kim olduğunu Cenabı Hak bize bildiriyor, ne
          buyuruyor? “Sizin en çok muttaki olanınız, en çok Allah’tan korkanınızdır”.
          Evet, onun için demek ki bize göre, şeriata da göre, bütün inananlara da göredir;  fakat
          hepsi böyle amel edemezler.

          Bilmek kolay da tatbikatı çetindir. Bir şeyi bilmek kolaydır ama onu yapmak çetindir.
          Onun için burada tevazuyu, bütün ne kadar inanıp da inancını yaşayanlar varsa bilirler.
          Ama tatbikatını yapamazlar, amelinden geçemezler.
          Çok vakit amelinden geçemez ki tatbikatını yapsın, ameli onu yüksek gösteriyor.
          İlmi var, ilminden geçemez ki tatbikatını yapsın, ilmi onu yüksek gösteriyor.

          Ama burada büyük amel tevazudur. Tevazudan büyük bir amel yoktur.
                 Tevazu feth eder fettah babını
          Yani fettah babı demek; açılmayan kapanmış kapıları tevazu açar. Çözülmeyen
          düğümleri tevazu çözer. Bağlanmış yolları tevazu açar, çözer.
          Evet, onun için büyük amel tevazudur.
          Keramet ise bizde takva sahibi olmaktır.

          Kemalat ise mahviyettir.
          Mahviyet, işte bak, kelamı kibarda bunu ifade ediyor:
                 Âşık imdi varlığın ver yokluğa

                 Yokluk içinde sana varlık doğa
          Bu nedir? Her şey yok olmayacak mı?


          5  Taberani, El-Münavi, Fevzü’l Kadir-3:574
   394   395   396   397   398   399   400   401   402   403   404