Page 403 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 403
402 Gülden Bülbüllere
Efendiler! Şimdi bunlardan maksadımız, her şeyin kübrası var, zerresi var. Evet,
Allah’a şükür, Allah bizi Müslüman halk etmiş, tarikatımız var, şeriatımız var,
mürşidimiz var. Ama mürşidimize layık olalım. Mürşidimizin rengine boyanalım.
Mürşidimizin ulaşmış olduğu nimete biz de ulaşalım.
İşte Cenabı Hakk’ın “Vekûnû meassadıkîyn.” 10 emrinde musannifler iki mana
çıkarıyor. Bu mananın birinde kalmayalım. İkincisine de ulaşalım. İkincisi nedir?
Zâhirdeki mananın anlamı biri; ilmi ile âmil olan âlimle dost ol, onunla sevil, sev diyor.
Onunla teşrik-i mesai kur, onu sev. Zaten âlimi seversen, cahili sevemezsin. Çünkü:
Cahil ile sohbet etme sözleri sakat olur
Çünkü burada Allah her şeyi çift halk etmiş. Zıddıyetli halk etmiş. Alimle cahil
birbirinin zıddıdır. Nasıl ki karanlıkla, aydınlık, gece ile gündüz birbirine zıt ise.
Aydınlık olursa, karanlık olmaz; karanlık olursa, aydınlık olmaz. Bak, güneşin doğması
karanlığı gönderiyor; güneşin batması karanlığı getiriyor.
İşte demek ki cahil demek, bir karanlık demek. Âlim demek, bir aydınlık demek. Ama
ilmi ile âmil bak: “İlmi ile âmil velsadıkîn”. Burada sadık geçiyor.
Allah’a vermiş olduğu sözü yerine getiren kim? Allah’a verilen söz hangisi? Hepimizin
öyle bir sözü var. Cenabı Hakk’ın Kur’an’da “Elestü bi rabbiküm.” 11 fermanı oldu.
“Bela! “ demişiz. Ne kadar inanan varsa, bela demiştir.
Ama şimdi bunların hepsi sadık mı oldu? Yok.
O “Bela.” diyen kim ki 15 yaşında genç mükellef olmuş, Allah’ın emirlerini tutmuş,
yasaklarından kaçmışsa, (bu da kitaptır, sünnettir) o sadıktır işte. Cenabı Hak onlarla
beraberim diyor.
Fakat musannif bundan iki mana çıkarıyor. Ulema bundan iki mana çıkarıyor.
Manasının biri zâhir, herkesin bileceği bir mana ki evet, ilmi ile âmil olanla dost ol,
ondan bilmediklerinizi öğrenirsiniz. Bilmediklerinizi öğrendikten sonra karanlıktan
kurtuldunuz. Bir cahil var ki bilmiyor. Bunun hakkında cahil denilmez; buna ümmi
deniliyor.
Cahil demek isyan edendir. Biliyor ama yine bildiğini tatbik etmiyor. Biliyor sevap
olduğunu, biliyor yapmıyor; günahı biliyor işliyor, helal olduğunu biliyor, o helâlı
bırakıyor, haram yiyor, cahil budur.
Ama bir de var ki bilmiyor. O bilenle bilmeyen nasıl bir değil. Ama emirde bu böyle
bir değil. Bilen bilmeyenle farklıdır. Fakat bir de isyanda cezaya gelince bilenle
bilmeyenin cezası bir değil. Bilmeyenin bilene göre işlediği suçların cezasını eksik öder,
çabuk öder. Ama bilerek işlerse cezası çok ağır olur, kolay kolay ödenmez.
Biz Allah’a şükür “Vekûnû meassadıkîyn, sadıklarla olun.” 12 Allah’ın bu emrinin bir
manasını işliyoruz. Ama öbür manasını da elde etmek için çalışalım. Burada bak
musannif şöyle açıklıyor efendiler.
10 Tevbe 9:119
11 Araf 7:172
12 Tevbe 9:119

