Page 408 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 408

Teveccüh Sohbetleri                                                    407

          Peki, ama bir defa muhalif şey evvel kalbine geliyor. Bu kalbine gelen muhalif şeyi niye
          atamıyorsun? Atabilirsin,  ama gelmesine mani olamazsın. Hâlbuki hiç gelmesini
          istemiyorsun.
          Sen bir hanede oturduğun zaman, kapısı açık hanedesin ama senin sevdiklerin var,
          hoşuna gidenler var, hoşuna gitmeyenler var.  Kapıyı  şimdi kapatsan sevdiklerin  de
          giremez, alamazsın içeri. Açsan sevmediklerin de gelir, çünkü kapı açık. Sevdiğin de
          var, sevmediğin de var. Ama bu sevdiğin geldiği zaman bak, ne yapıyorsun? Ondan
          sefa duyuyorsun, onun  gelmesine seviniyorsun,  neşeleniyorsun, rahatlıyorsun,
          ferahlıyorsun. Hoş sohbet ediyorsun. Bir de var ki sevmediğin bir kimse geldi, girdi,
          sıkıyor seni.  Gelmesini istemiyorsun  ama geldi. O  geldi,  şimdi onunla mücadele et.
          Zaten geldi o. Onunla mücadele et, onu atmaya bak, atmaya da gücün var. Girdi seni
          sıkıyor, atarsan sıkıntıdan kurtuldun. Atmazsan seni sıkar.
          Öyleyse demek ki insan gelmesine mani olamaz, gelmesine mani olamıyoruz ama onu
          kalbimizden atacağız. Ne zaman ki  bunları kalpten geleni  attın; ata,  ata, ata,
          tükenecektir, bitecektir.

          Bir ateş yandığı zaman, o ateşe insanlar yakacaklarını atarlar. Attılar yandı, yine attılar
          yandı, daha  başka bir  şey bulamıyor ki atsınlar. Ateş daha  neyi yakacak? Bir  şey
          bulamıyorlar ki atsınlar. Herkes attı, attı. Büyük-küçük, azılı bir ateş atılanı yakıyor,
          daha bir şey bulamıyorlar ki atsınlar. Neyi yakacak bu ateş? O zaman kendisi sönecek.

          Bu da işte aşkın sonu mahviyettir.
          İnsanların kalbinde aşk olmazsa, insanların kalbi temizlenmez.
          Kalbindeki muhalifler gitmez, bitmez, tükenmez. Bu muhalif tükenmez, bu bir tane,
          beş  tane,  yüz tane, bin tane değil ki.  Gelmiş, yaşamış olduğu ömür boyunca çok
          arzuları var. Zaten nefsin varsa, bu nefsin arzuları bitmez tükenmez. Bunların hepsi
          kalbe gelir, gönüle gelir.

          Ama ruhun tek bir arzusu var.
          Bütün bu nefsin arzularını gönülden atan çıkaran ne olur? Bu bir anda da olur. Bu
          uzun bir zamanda da olur, kısa bir zamanda da olur.
          O da artık insanın kabiliyetine göre. Alacağı göreceği hizmete göre, alacağı himmete
          göre, daha da ihlâsına, müridin ihlâsına göredir.
                 Sermaye bu yolda heman
                 Teslim olup şeyhe inan

                 Sıdk ile Allah’a dayan
                 Gör olmaz mı ihsan sana

          Bak, mesela bu tarikat bir adımdır, kırk adımdır, yüz kırk adımdır.
          Bu tarikat bir dakikadır, bir saattir,  bir  gündür, bir  haftadır, bir  aydır, bir yıldır, on
          yıldır, kırk yıldır. Değil mi? Bu da nedir? Bu da eğer bir Evliyâullah’ın nazarına
          uğradıysan. Onun için Mevlânâ buyurmuş:
   403   404   405   406   407   408   409   410   411   412   413