Page 407 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 407

406                                                          Gülden Bülbüllere

          Derin deryaysa bir ilimdir. Bu ilim ise kalp ilmidir. Derin derya dibi olmayandır.
          Kalp ilminin dibi yoktur. Ledünnî ilminin sonu, nihayeti yoktur.
          Onun derinliği ölçülmez, onun sınırı ölçülmez. Evet.

                 Bugün aşkın pazarıdır
          Allah aşkını pazarlıyorum, bunu satıyorum.
                 Veren Mevlâmdan almışam

          Mevlâ; efendi, efendim verdi bana, sattı. Onun efendisi kimmiş?
                 Sordular mürşidin kimdir
                 Beşir Efendi’mden almışam

          Bunu ondan almışım. Beşir Efendisi kimden almış? O da Muhammed Sami
          Efendi’den almış. O kimden almış? O da Piri Tâğî Hazretleri’nden.
          Silsileyi saydığımız zaman bu halkanın bitimi nerede bitiyor? Peygamber Efendimiz’de
          bitiyor.
          Efendilerin efendisi O.

          Ondan geliyor, onda bitiyor. Efendilik ondan geliyor, onda bitiyor.  Ama bu efendilik;
          sen zenginsin, sen mevki sahibisin veyahut da sen ilim sahibisin, hayır bu değil. İrşat
          olmuşsan, bir meşayihe hizmet görmüşsen,  onun rengine boyanmışsan, onu irşat
          etmişse.
          İrşat demek insanların kalbinin açılmasıdır.

          İrşadın çok anlamı var. Senin bilmediğin bir şeyi sana öğretirse dersin ki beni irşat etti.
          Değil mi? Bildiğin bir  şeyi de sana zararlı bir  şeyi, zararlı olduğunu farkına
          yetemiyorsun, ama sana öğretirse, irşat etti, dersin. Ama bunlar irşat değil.
          İrşat insanların kalbinin  açılmasıdır, ancak insanları  şâd eden kalbidir.  İnsanların
          kalbidir.
          İnsanlarda  şadlık, ferahlık nerede?  Kalbinde, eğer kalbin  açılırsa. Sen bir geniş
          yerdeysen sıkılmazsın, dar yerdeysen sıkılırsın. Kalbin açılırsa işte o zaman irşat oldun
          sen. O zaman şâd oldun.
          Ondan sonra daha senin için mihnet meşakkat, senin için bir darlık yok, bir böyle. Bir
          de kalbin sahibi Allah’tır. Kalbini Allah’a o zaman teslim ediyorsun, o mülkün sahibi
          odur. O tasarruf eder, sen tasarruf edemezsin.

          Sen tasarruf ediyorsan bu kalbine gelenler niye geliyor? Koyma gelsinler hadi. Koyma!
          Her şey geliyor.

          Mesela inanan bir Müslümanın nefsi var. Allah  öyle  halk etmiş, nefse fırsat vermiş,
          şeytana fırsat vermiş. Şeytan kalbe vesvese, her şey getiriyor. Senin nefs-i emmaren var.
          Allah’ın yasak ettiği gayri şeyleri işliyorsan, bunu nefs-i emmaren işletiyor.
   402   403   404   405   406   407   408   409   410   411   412