Page 452 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 452
452 Gülden Bülbüllere
Yalnız hatme her zaman okunuyor, yetkililer var. Mesela her yerde bir grup var, her
grubun lideri var, onu okuyor. Yani her bölgede hatmeler okunuyor.
Ama teveccüh tabii böyle değil. Mübarek Paşam Hazretleri belki on, on beş kişiye ders
verin diye emretmiştir. Ders verin diye emrettikleri on kişiden aşağı değildir. Ama
teveccühü bu günahkâra emretti. Öyleyse burada bizim bir kârımız yoktur. Bu bir
emirdir, emri işlemekle mükellefiz. Kârı, kemâli sizin olsun. Yeter ki biz görevimizi
yapalım mesul olmayalım. Başka bir beklentimiz yoktur. Evet, işte:
Eriş kalb-i selîm içre huzûra
Seni mahvet, erem dersen sürûra
Ölümden evvel öl gel. gir kubûra
Hakikat güllerin görmek dilersen
Marifet meyvesin dermek dilersen
Mademki Allah bu hakikati, marifeti de bize ihsan etmiş, tarikatı bize ihsan etmiş.
Bakın efendiler! Tarikatı olmayan sadece şeriatta kalıyor. Hâlbuki şeriatın üzerinde
tarikat var, tarikatın üzerinde hakikat var, hakikatin üzerinde marifet var değil mi?
Mesela dört katlı apartmanı düşündüğümüz zaman, dört katlı veya üst üste dört daire
var.
Birinci daire şeriat, ikinci daire de tarikat. Üçüncü daire de hakikat, dördüncü daire de
marifet. Hâşâ yanlış anlamayın!
Sevilen bir kimse veya bir padişah, amir dördüncü dairede olsa. İşte padişah insanlara
duyuru yapacak:
—Benim şu işim var, görün, yapın, diyecek.
O birinci dairede olacak kişi sayısı belki yirmiyi bulacak bulmayacak. Çok binlerce
insanın orada müracaatı oluyor, binlerce insandan geriye kalanlar yirmiyi bulacak
bulamayacak.
Fakat ikinci daireye çıkınca orada insanların müracaatı, ulaşması biraz daha kolay olur.
Üçüncü dairede daha da kolay olur.
Dördüncüye geçen şifahen kendisi söyler.
Demek ki, evet, şeriatsız olmaz. Şeriat tabandır, tabanın sağlam olması lazım ki üzerine
bina kurulsun.
Şeriat tabandır, onun üzerinde tarikat var. Tarikatta olunca biraz daha yükseliyor insan.
Tarikatın üzerinde hakikat var. Ama tarikattan hakikate geçilir. Tarikatsız hakikate
geçilmez.
Geçmişte bu kadar velîler, bu kadar Evliyâullah’lar var. Mesela İmam-ı Rabbani gibi,
İmam-ı Gazali Hazretleri gibi, Mevlânâ gibi, Mevlânâlar gibi daha sayılmayacak kadar
çok velîler var. Abdulkadir Geylani Hazretleri, Bayezid-i Bestami, Cüneydi Bağdadi,
Maruf u Kerhî, Sırrı Sâkâtî gibi bunlar çok büyük âlimler.

