Page 447 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 447

Teveccüh Sohbetleri                                                    447

          Ne oluyorsa teveccühte oluyor.
          Bakın teveccühte insanların kalbine zikir tohumu ekiliyor. Zikir  tohumu teveccühte
          ekilirmiş. Ama tabii ki bir zikir tohumu ekilmesi için o tohumun bitmesine bir zaman
          vardır, bir zaman gerekiyor.
          Ama bir de var ki tohumu bitirecek tarlaya, toprağa tohumu atarlar. Bir ağa, eskiden
          vardı yine var. Bir tarlası var verir marabaya. Eskiden öküzdü şimdi motor, çiftini de
          verir, aletini edevatını da verir. Ona der ki:
          —Bu tarlayı sür, hazır et; havalandır o tarlayı iyice hazır et.
          Tohum ekileceği zaman ağa gider tarlaya bakar. O, tarlayı eğer güzel  sürmüşse,
          halletmişse tohumunu verir, edememişse tohumunu vermez. O tarlaya tohumu ekmez.
          Der ki:

          —Bu toprağı hazır edememişsin, tohum bitirecek bir hale getirmemişsin; ben buraya
          tohum vermem.
          Bundaki maksadımız  şudur: Mademki  ıraklardan dolandınız,  ıraklardan geldiniz,
          zahmet çekip geldiniz, para harcadınız geldiniz, aç kaldınız, uykusuz kaldınız. Bir arzu
          var burada, o arzu bunların hepsini yok ediyor. Zahmeti de yok ediyor, açlığı da yok
          ediyor, uykusuzluğu da yok ediyor.
          Bir arzunuz var, geldiniz buraya. Bu arzunun da bir noktası vardır. Dün değil evvelsi
          günden buraya geldiniz, evet bu zahmetleri, bu meşakkatleri çektiniz.
          Şimdi bizim teveccühümüzün bir saat müddeti olur. Sohbetten sonra teveccüh başlar
          ve bir saat sürer. Zaten izdiham var dışarıda. Evet, bir saat sürer belki bir buçuk, en
          fazla  bir buçuk saate gider. Bir saatten aşağı olmaz. Bir saat zarfında bütün işte
          dikkatinizi burada toplayacaksınız.
          Bir arzu ile bu kadar zahmetler, meşakkatler çektiniz; toplandınız geldinizse bir saat de
          ayık olacaksınız.
          Ne bulacaksanız o bir saatte bulacaksınız.
          Ne olacaksa o saatte olacak. Ecri de o saatte, mükâfatı da o saatte, terakkisi makamı da
          o saatte. İşte onun için:
                 Teveccüh olunca her bir ihvâna
                 Mürde kalplerimiz gelirler câna

          Sen yıllar boyunca kendi iradenle çalışsan zikrin ile kalbini diriltemezsin.
          Ama bu teveccühte dirilecektir.
          Yalnız burada bir inanç var; inanç, inanmak var.

          İman nedir? İnanmaktır.
          Neye inanacağız? Hak olan her şeye inanacağız.
          Tarikat da haktır, bizim bu amelimiz de haktır. Teveccühün büyük bir amel olduğuna
          inanacağız.
   442   443   444   445   446   447   448   449   450   451   452