Page 451 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 451

Teveccüh Sohbetleri                                                    451

          Bu teveccühte eğer hak ederseniz, layık olursanız ve muhakkak ki, muhakkak burada…
          Hâşâ Estağfurullah ben hepinizin ayağının türabıyım. Bunu böyle söylemekle kendime
          bir pay ayırmıyorum. Kârı, kemâli sizin olsun. Kârı sizin olsun ama bize de bir emir
          var. Emir buyurmuşlar, işliyoruz. Ama yalnız emri verenin nimeti de büyük olur değil
          mi? Emri verenin nimeti büyüktür. Yani Sâlih Baba ne buyurmuş?
                 Söyleyen Sâlih'tir amma söyleten Sâmi'durur

                 Bulmak istersen birâder böyle bir sultân ara
          Bir böyle buyurmuş. Bir de ne buyurmuş?
                 Gâhî şecerden söyler ol gâhî hacerden söyler ol
                 Gâhî beşerden söyler ol bir mantık-ı bürhânıdır

          Yani insanları burhandan kurtarmak için sohbet var. Muhakkak “Din nasihattir, din
          nasihattir, din nasihat.”  buyrulmuş. Ama bu nasihat ikiye ayrılıyor: birisi vaaz, birisi
          sohbet.
          Vaaz nefislerden nefislere olur ve nefis sahibi söyler. Nefsinden yani nefsi bir şeyi stok
          etmiş, öğrenmiş bir şeyler var onu harcar. Nefislere vaaz olur. Bu vaaz insanları irşat
          etmez, kitap insanları irşat etmez. İnsanların kalbini bu vaaz açmaz.

          Kitap okumak insanların kalbini açmaz, amel açmaz. Ancak bunlar insanları irşat eder
          tabii. Ama  bu irşat denilince irşadın anlamı çoktur.  İrşadın sınırı büyüktür, çoktur.
          Senin bilmediğin bir şeyi bir kimse öğretirse beni irşat etti dersin.
          Bu mudur irşat? Hayır, irşat kalbin açılmasıdır.
          Bu da işte ancak zikrullah ile olur. Zikrullah ile kalp büyür, ameller zikrullah ile makbul
          zikirlerle olur.
          Ferdi zikrimiz var; bir de cemi, yani toplu zikrimiz var. Toplu zikrimiz hatmi havace de
          bu amelin bir küçüğüdür.
          Küçük hatme var, büyük hatme var, bir de teveccüh var değil mi?
          Küçük hatme neyle olur? On beş kişiden aşağı olursa olur, çetinlik yok, kolaylık var.
          Allah emretmemiş çetinlik yok.
          Çetinlik burada bizde ihmallik, tembelliktir. Bizde ihmallik, tembellik olmazsa çetinlik
          yok, kolaylık vardır.
          Nasıl ki mesela insan suyu bulamayınca teyemmüm  ediyor değil mi?  Teyemmümle
          namaz kılıyoruz. Burada çetinlik var mı şimdi?

          Peki, on  beş kişiden aşağı olursa büyük hatme okunmuyor. Niçin? Uzun sürecek
          insanlara zahmet olacak, usanacaklar, yorulacaklar diye. Bak, on beş kişiden az olunca
          küçük hatme okuyor. Aynı sevabı alıyor yine, aynı ameli işliyor.
          Büyük hatme ise on beş kişiden fazla olunca okunur.
          Nasıl küçük hatmenin büyüğü varsa, teveccüh de büyük hatmenin bir büyüğü oluyor.
   446   447   448   449   450   451   452   453   454   455   456