Page 448 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 448
448 Gülden Bülbüllere
Bu amel ne istiyor şimdi? Başlangıcından nihayetine kadar kalbi selim istiyor.
Yani olur, beşeriz gelir:
Gam gelmez dememişler, gam eğlenmez demişler
Gam insanın gönlünü rahatsız eden bir şeydir. Dem ise ona ferahlık veren bir şeydir.
Ama insan bu gamı “dem”e çevirebiliyor.
Gam içerisinde Allah’a yalvarıyorsa, deme geçiyor, serbestleşiyor, ferahlıyor. Gamı
dem’e dönüyor değil mi? Evet.
İşte bu amel kalbi selim istiyor. Her zaman kalbi selim olacağız ama olamıyoruz.
Günlerce yıllarca elde edemediğimiz kalbi selimi burada elde ederiz.
Gam olur, gelmez değil, gelir.
Ağır hastan var gelir. Ağır hastanın hastalığı sen burada düşünmekle iyileşmez. Ama
ona burada dua iste, duanın merciidir, ona dua iste.
Borcun var ödeyemiyorsun, düşünmekle onu ödeyemezsin. Bu borçtan beni kurtar
dersin, kurtarır seni.
Onun için bu amel kalbi selim istiyor. Zaten kelamı kibarda geçer:
Eriş kalb-i selîm içre huzûra
Seni mahv et erem dersen sürûra
Ölümden evvel öl gel gir kubûra
Hakikat güllerin görmek dilersen
Marifet meyvesin dermek dilersen
Şüphe yok, amenna ve saddakna. Allah, Cenabı Hak; şeriatı, tarikatı, hakikati, marifeti
insanlara bahşetmiş ve kulum iste vereyim (talebena vecedena), buyuruyor.
İstemesini bilelim, isteyici olalım.
İstemesini bilemiyorsan öğren, bildiysen iste.
Bir istemesini öğrenmek var ki mahviyetle öğrenirsin; bir de onu kalpten öğrenirsin,
dilden değil. Kalpten doğacak o kalpten.
Ama kalpten o isteği kendin doğduramazsın, bu isteğin senin kalbinden doğmaz,
doğduramazsın. O kalbi açan birisi olacak, o kalbi temizleyecek birisi olacak.
O temiz kalp ile halis kalp ile bir insan isterse Allah onu ihsan eder.
İşte bu halis kalp, selim kalp olmazsa, bir insan kalbi selim olmazsa duası makbul
olmaz.
Duası olur ama makbul olmaz. Hiçbir ameli de makbul olmaz. Hiçbir duası da makbul
olmaz.
Ve kendisi de ne olur? Huzurlu olamaz. Ne yediğinden, ne içtiğinden, ne aldığından,
ne kazandığından hiçbir şeyden huzurlu olamaz.

