Page 466 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 466

466                                                          Gülden Bülbüllere

          Ama çok güzel olan burada Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlaşandır.
          Teveccühü tarif edeyim de sohbeti keseceğim.
          Şimdi bakın efendiler, evet teveccüh kalbi selim istiyor. Yani teveccühün başlangıcında
          bir oturma usulü var, oturtturacaklar sizi. Saf saf, sıra sıra oturacaksınız. Bir de şunu
          ifade edeyim  ki aklıma geldi: Dün yeni ders alanlar  eğer boy abdesti almışsa, bak,
          sohbeti dinlediniz, katılsınlar; boy abdesti almayanlar onlar ayrılsınlar, bu bir.
          Bir de tarikatı olmayanlar varsa onlar da ayrılsınlar, yasaktır. Bu nispeti âliye, balık-
          ağusuna benzer biliyor musunuz?
          Bakın şimdi gökten nisan yağmuru yağdığı zaman, nisan yağmuru yağıyor. Bu nisan
          yağmuruna deryadaki balık ağzını açıyor, yağmur onun ağzına düşüyor. Onun ağzında
          ne oluyor? Kıymetli bir gevher, inci oluyor. Aynı yağmura yılan da ağzını açıyor, yılanın
          da ağzına düşüyor. Onun da karnında zehir oluyor.
          Şimdi burada yasaktır bizim tarikatımızda sohbetimiz herkese açıktır. Sarhoş da gelsin
          dinlesin. Hatmemize, teveccühümüze gelince dersi olmayanlar oturamazlar. Onlar işte
          nasıl ki buradan bir feyiz alayım derken zehirlenirler, yasaktır. İnsan yasak olan bir şeyi
          yaptı mı cezalanır, bizden söylemesidir. Dersi  olmayanlar;  köyden gelmiş,  şehirden
          gelmiş, ihvana takılmış gelmiş, bilmemiş gelmiş, bilmiş gelmiş neyse dersi olmayanlar
          oturmasınlar, seçilsinler.
          Dün işte gündüzden veya akşamdan çok ders alanlar oldu. Belki bunlar tazeleyenler
          değil. Eğer yeni  alanlar boy  abdesti alamamışlarsa onlar  da ayrılsınlar. Onlara  da
          zararlıdır.
          Sair tarikatlardan Rufâî, Kâdirî cehrî tarikatlardan olanlar varsa onlar da usule riayet
          edecekler. Yani bizim bu teveccühümüzde kendi cehrî zikirlerini yapmasınlar. Yapacak
          olurlarsa eğer, çıksınlar. Yok yapmayacaklarsa  otursunlar dinlesinler. Anlaşıldı mı
          şimdi?

          Evet, teveccühün usulünce oturtturacaklar.
          Teveccüh usulünce  oturduktan sonra “Estağfurullah” diye  bir nida olacak. Bu
          “Estağfurullah” nida olunca gözler yumuluyor, göz açmak yasak. Herkes  gözünü
          yumacak. Bunu her zaman söylüyoruz yine gözü açık buluyoruz. Niye acaba bu? Niye
          söylediğimiz halde gözü açık görüyoruz? Herhalde anladığım bunlar başka tarikattan
          oluyor, riayet etmiyor. Lütfen, lütfen  riayet  edecekseler  otursunlar;  etmeyecekse
          çıksınlar. Veyahut da kulağı sağır, gelmiş hiç duymamış. Onu getiren adam ona
          bildirsin. Desin ki gözünü açmayacaksın, gözlerini  açmayacaksın. Nasıl bildiriyorsa
          bildirsin, gözünü açmasın.  Göz açmak yasak.  Göz açılırsa gelen feyze, muhabbete
          mani oluyor.
          Evet, “Estağfurullah” nida olunca gözlerinizi yumacaksınız 25 defa istiğfar
          okuyacaksınız, işiteceğiniz  kadar ve sonlarını uzatarak. Derslerimizin başlangıcında,
          günlük derslerimizin başlangıcında okuduğunuz gibi 25 istiğfarı okuyacaksınız. Daha
          başka da yapacağınız bir şey yok.
          Hepiniz kalbinizi muhafaza edeceksiniz, gözünü muhafaza edeceksiniz, gözünüzü
          açmayacaksınız. Kalbinize de gelen düşünceleri atın.
   461   462   463   464   465   466   467   468   469   470   471