Page 465 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 465
Teveccüh Sohbetleri 465
olmayacak. Bunları diriltmeyecek ki bunlar Allah’ın rahmetine ulaşsın veya gadabına
düşsün.
Demek ki insan Allah’ın rahmetine ulaşırsa o insan her şeyin mâfevkindedir. Allah’ın
gadabına düşerse o insan her şeyin süflîsi, hepsinden aşağı olur.
İmamı Azam’ın sohbetini şeyh efendimiz buyurmuştur. Burada çok büyük bir anlam
var. İmamı Azam mübarek on tane talebesiyle böyle nur saçaraktan gidiyormuş. Bu
talebeler ilim tahsil ediyorlar. Çünkü ilim tahsil edenlerin yüzünde nur vardır.
Kıyafetlerinde de bir farklılık vardır. Sarıklı cübbeli nur saçaraktan on tane talebe ile
beraberinde İmamı Azam da ortalarında talebeler kenarında, sağında solunda
gidiyorlarmış.
İmamı Azam’ı sevmeyen bu beşinci mezhep davasında olan Rafızîler var, Şialar var.
Kendilerine Alevî diyorlar ama onlar Alevî değil, Rafızîdir.
Alevî demek ehl-i beyt’e bağlanmak, bağlı olan demektir. Onlar her ne kadar ehl-i
beyitten konuşuyorlar ama onlarınki sözdedir. Ehl-i beyt’e bağlılık izinden gitmektir.
Onların yolunda olmaktır, yaşadığını yaşamaktır. Bunlarda hiçbiri yoktur. Kitap yok,
sünnet yok, hiçbir şey yoktur. Affedersiniz gusül, abdest yok bunlar bir de ehl-i beyt’i
seviyoruz diyorlar.
Neyse onlar işte İmamı Azam’ı sevmezler, hala da sevmiyorlar. Daima hakaret etmek
isterler. Ama biliyorlar ki İmamı Azam çok tevazulu, hiçbir şeye kızmıyor. Ne kadar
ona hakaret etseler karşılık bile vermiyor.
Rafızînin bir tanesi hakaret olsun diye ona talebeleriyle beraber giderken bir soru
soruyor. Orada bir siyah köpek görmüş, parmağıyla göstermiş. Sorusu da şöyle:
—Ya İmam, şu köpeğin kılları mı hayırlı, senin sakalının kılları mı hayırlı? Demiş.
Hâşâ Estağfurullah. İmamı Azam hiç gadaplanmamış ama talebeleri adamın üzerine
yürümüş. Öyle yürümüşler ki parça parça edecekler. İmamı Azam onlara öyle
heyecanla çok şiddetli bir şekilde,
—Durun, elinizi sürmeyin! Size hakkımı helal etmem, demiş.
Talebeler donmuş kalmışlar, el sürememişler.
Bir düşünmüş ve demiş ki:
—Oğlum Allah seni de beni de kulu olarak halk etmiş. Allah niçin bizi halk etti? Eğer
biz kulluğumuzu bilirsek, Allah’a kulluğumuzu yaparsak cennete gideriz, sakalımız da
bizle beraber. O köpek bizimle cennete gelmeyecek. Sakalımın kılları ondan hayırlı
olur. Yok, eğer ben Allah’a isyan edersem, Allah beni cehenneme koyacak olursa o
köpek cehenneme de gelmeyecek. O köpeğin kılları benim sakalımdan hayırlı olur.
O Rafızî şöyle bir düşünmüş ve ayaklarına kapanmış.
—Aman beni affet, dinin de hak, sözün de hak, demiş.
Demek ki evet amenna ve saddakna zaten bak, Cenabı Hak “İnsanı çok kıymetli halk
ettik”, Bir de buyuruyor ki: “O çok kıymetli, güzellerin güzeli insanı cehennemin esfele
safiline düşürürüz.” Değil mi? Evet.

